İstanbul’da yıllardır devam eden ve dikkat çeken ‘casusluk’ soruşturmasında mahkeme heyeti, önemli bir ara karar aldı. Marmara Kapalı Ceza İnfaz Kurumu’nda tutuklu bulunan Ekrem İmamoğlu, Hüseyin Gün, Necati Özkan ve Merdan Yanardağ isimli sanıkların tutukluluk halleri, mahkeme tarafından sürdürüldü. Duruşma salonunda sanıkların savunmalarının tamamlanması ve avukatların beyanlarının sunulmasının ardından cumhuriyet savcısı, davanın ilk aşaması için detaylı bir mütalaa sundu.

Savcının mütalaasında, Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu’ndan elde edilen bazı IP adreslerinin ve sunucu sağlayıcı bilgilerinin istenmesi talep edildi. Ayrıca, MİT, TEM ve BTK’dan elde edilen siber inceleme raporlarının da talep edilmesi dikkat çekti. Savcı, sanıkların dijital faaliyetlerinin detaylı bir şekilde incelenerek, ‘ibb.gov.tr’ uzantılı sistemlere erişim sağlayan kullanıcıların kimliklerinin tespit edilmesini ve yetkisiz veri sızıntıları olup olmadığının araştırılmasını’ talep etti. Bu süreçte, log kayıtlarının dikkatli bir şekilde incelenerek, suçun niteliği ve ceza miktarı göz önünde bulundurularak, sanıkların tutukluluk hallerinin devamına karar verilmesi gerektiği vurgulandı.

Mahkeme heyeti, sanıkların tutukluluk hallerinin devamını kararlştırırken, davanın 6 Temmuz’da yeni bir duruşma tarihiyle devam edeceğini açıkladı. Bu kararın alınmasında, sanıkların suçlamalarıyla ilgili somut delillerin henüz yeterince toplanamamış olması ve adli kontrol tedbirinin bu aşamada yeterli bulunmaması gibi hususlar önemli rol oynamıştı. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hazırlanan iddianamede, suç tarihlerinin 2019-2025 yılları arasında yoğunlaştığı ve Hüseyin Gün’ün dijital materyallerinde İBB veri tabanına ait verilerin tespit edilmesi, bu verilerin Özkan aracılığıyla İmamoğlu’na aktarılması ve Gün’ün bu verilerle belediyenin gizli belgelerine ve iç yazışmalarına erişmesi gibi detaylar yer alıyordu.

İddianamede, İmamoğlu’nun Teftiş Kurulu Başkanlığı’na gönderdiği bir yazıda, dışarıdan belirlenecek uzmanların tüm verilere erişim ve inceleme yetkisi verilmesi, seçim çalışmalarında yabancı istihbarat servislerine veri sağlamak amacıyla bu faaliyetlerin gerçekleştirildiği ve analizler sonucunda kişisel verilerin sızdırılabileceği gerekçesiyle suç unsuru oluşturduğu belirtiliyordu. Bu gelişme, soruşturmanın daha da karmaşık hale gelmesine ve gelecekteki duruşmalarda daha detaylı bir inceleme yapılmasının önünü açtı.”}p>”p>”p>”p>”