Almanya’nın gölgelerinde, Türkiye ile arasında karmaşık bir ilişki yürüten, görünmez bir ağın izleri ortaya çıkıyor. Gizli operasyonlar, sığınmacı politikaları ve savunma sanayii yatırımları, Avrupa’nın nabzını tutan Berlin’de farklı boyutlarda şekilleniyor. Bu karmaşık dokudaki en belirgin örgü, uzun zamandır hafızalarda yer eden FETÖ’nün faaliyetleri. Yıllardır, Almanya’nın farklı şehirlerinde – yoğunlaşan noktalar arasında Berlin, Frankfurt, Köln ve Augsburg yer alıyor – mobilya ticareti, kuyumculuk, lokantacılık ve lojistik gibi çeşitli iş kollarında faaliyet gösteren, ‘yeraltında’ faaliyet yürüten bir yapının varlığı dillere dolanıyor.
Bu gizli yapı, 15 Temmuz 2016 darbe girişimi öncesinde Almanya’da 25 okul işletirken, darbe sonrasında bu okulların isimlerini değiştirerek faaliyetlerine devam ediyor. Örneğin, Köln’deki okulun ismi Ferdinand Franz Wallraf Gymnasiums olarak değişirken, Berlin’deki okulun adı Tüdesb’den Wilhelmstadt’a dönüştürüldü. Bu durum, darbe sonrası Türkiye’den Almanya’ya kaçanların çocuklarının bu okullarda eğitim görmesine olanak sağlıyor. Adil Öksüz gibi, darbe girişimi sırasında FETÖ’nün TSK’daki imamlarından biri olan ve Almanya’ya kaçan Öksüz’ün, Almanya’nın koruması altında olduğu ve nerede olduğu belirsiz olduğu iddiaları, bu karmaşıklığın en çarpıcı örneğini oluşturuyor. Frankfurter Rundschau gazetesinin edindiği bilgilere göre, Öksüz’ün Neukölln’deki bir evde yaşadığı ve benzer bir kimliğe sahip birinin aynı evde yaşadığı ortaya çıktı.
Almanya’da yoğunlaşan sığınmacı popülasyonu, özellikle Suriye’den gelenler ve diğer ülkelerden gelenler, Almanca öğrenme zorunluluğu ve uyum kurslarına katılım gibi süreçler aracılığıyla Almanya ile entegre olma çabası gösteriyor. Ancak, bu süreçte FETÖ’ye yakın derneklere yönlendirilen sığınmacıların sayısı da dikkat çekici bir şekilde artıyor. Türkiye’den kaçan eski kamu görevlileri, öğretmenler ve iş insanları da Almanya’da varlık göstermekte, sığınmacılara yardım eden organizasyonlar tarafından bu derneklere yönlendiriliyor. Bu durum, Almanya’nın sığınmacı politikalarının ve FETÖ’nün Avrupa’daki faaliyetlerinin karmaşık bir şekilde iç içe geçtiğini gösteriyor.
Almanya’nın Türkiye’ye yönelik savunma sanayii yatırımları ise, Alman medyasında ve kamuoyunda büyük yankı uyandırıyor. SAHA 2026 projesi, Alman gazeteleri ve televizyonlarının gündeminde yer alırken, NATO üyesi Türkiye’nin Avrupa’daki stratejik önemi, Alman medyasında yazılar ve yorumlarla tartışılıyor. Amerika ve İsrail ile İran arasındaki gerilimler, Donald Trump ile Avrupa arasındaki ilişkilerdeki soğukluk ve Türk ordusunun ve savunma sanayisinin gücü, Türkiye’nin önemini daha da artırıyor. Almanya’da evinde çanak anten olmayan Türk yok dersek yanılmış olmayız. Türkiye’nin güncel siyaseti, Gülistan Doku olayı, belediye operasyonları ve popüler Türk dizileri (Kuruluş Orhan, Uzak Şehir, A.B.İ., Yeraltı, Teşkilat, Gönül Dağı, Taşacak Bu Deniz, Kıskanmak, Kızılcık Şerbeti vb.) Almanya’da da büyük ilgi görüyor. Bu durum, Almanya’nın Türkiye’ye olan bağlılığını ve Türkiye’nin Almanya’daki kültürel etkisini gözler önüne seriyor.”}**