Türkiye’nin farklı bölgelerinde eş zamanlı olarak yürütülen ‘Ailem Güvende’ operasyonları, LGBTİ+ topluluğunun varlığını savunan dernekler, aktivistler ve işletmeler üzerinde yoğun bir baskı oluşturmaya devam ediyor. İstanbul’da başlayan ve 15 ilin kapsadığı bu operasyonlar, adil yargılanma ilkelerine ve temel insan haklarına dair ciddi endişeleri beraberinde getiriyor.
Operasyonlar sonucunda, gözaltı kararlarının büyük çoğunluğu LGBTİ+ destek kuruluşlarına ve bireylere yönelik yoğunlaşmış durumda. 20 kişi tutuklanırken, 14 kişi adli kontrol kararı ile serbest bırakılmış ve bir kişi ise ifadesi sonrası serbest bırakılmıştır. Bu durum, operasyonların hedefli bir şekilde yürütüldüğüne dair iddiaları güçlendirmektedir. Operasyonlar, 12 Eylül’de başlatılmış olup, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı koordinasyonunda yürütülen soruşturma kapsamında 12 ilde arama ve el koyma faaliyetleri gerçekleştirilmiştir.
Operasyonların gerekçesi olarak ‘aile ve çocukların korunması’ vurgulanmasına rağmen, hak savunucuları ve sivil toplum örgütleri, bu operasyonların LGBTİ+ bireylere ve örgütlerine yönelik ayrımcılığa ve hedefli baskıya dönüştüğünü savunmaktadır. İzmir, Ankara ve Mersin gibi şehirlerdeki operasyonlar, benzer bir tabloyu yansıtmakta ve operasyonların geniş kapsamlı bir şekilde yürütüldüğünü göstermektedir. Özellikle gazeteci Tuğba Tekerek ve Kaos GL’nin yönetim kurullarındaki üyelerin tutuklanması, ifade özgürlüğüne yönelik ciddi bir tehdit olarak değerlendirilmektedir.