Türkiye’nin üzüm üretiminin önemli bir merkezlerinden Manisa’da, çiftçiler alım fiyatlarındaki dalgalanmalar ve devlet desteği eksikliği nedeniyle ciddi endişelerini dile getiriyor. Mevcut koşullar, üreticilerin geleceğe dair belirsizliklerini artırırken, sektörün sürdürülebilirliği için acil çözümlerin bulunması gerektiği vurgulanıyor. Üzüm yetiştiriciliğinin bölge ekonomisine katkısı göz önüne alındığında, bu durumun sadece çiftçilerle sınırlı kalmaması ve daha geniş bir ekonomik perspektife taşınması gerekiyor.

Son dönemde yaşanan fiyat artışları ve alım garantisi sağlanamaması, Manisa’daki üzüm üreticilerini ekonomik sıkıntıya sürüklüyor. 2025 hedefleriyle belirlenen 130 liralık kuru üzüm fiyatı, bu yıl 150 lirada kalırken, alım fiyatı da 100 lirayı geçemedi. Bu durum, üreticilerin maliyetleri karşılayamaması ve zararına mal satmak zorunda kalması gibi sorunlara yol açıyor. Toprak Mahsulleri Ofisi (TMO) ve Tariş üzerinden yapılan açıklamalar, üreticilerin beklentilerini karşılamakta geciktiği için endişelerini artırıyor.

Üreticiler, tarım sigortası maliyetlerinin de artışıyla birlikte, geleceğe dair planlama yapmalarını zorlaştırıyor. Bir dekarda 10-20 bin lira tutarındaki tarım sigortası, 4.5 dekarda üretim yapan bir kişinin ekimde 100 bin lira ödemesi anlamına geliyor. Bu durum, üreticilerin borçlarını ödemekte zorlanmasına ve Manisa’nın tamamının ‘cezalandırıldığını’ iddia etmelerine neden oluyor. Bu bağlamda, Özgür Özel’in memleketi olduğu iddiası gibi ifadeler, sorunların gerçek nedenlerini ve çözüm önerilerini karmaşıklaştırmakta. Üreticilerin domates ve biberde de benzer sorunlar yaşaması, destek mekanizmalarının genel bir eksiklik olduğunu gösteriyor.

Sektör temsilcileri, devlet desteğinin yetersizliğine dikkat çekerek, Trabzonspor’un Muhammed Salah transferindeki astronomik rakamlara dikkat çekiyor. 2.5 milyar lira harcanan transferin, kilogram bazında 10 lira destekle 60 bin üretici aileye ulaştırılabileceğini savunuyorlar. Bu örnek, devletin üreticilere yönelik destek konusunda daha proaktif olması gerektiğini gösteriyor. Ayrıca, Meclis'e taşınan sorularla birlikte, üretici borçlarının ertelenmesi, alım fiyatlarının 2025’e göre neden düşük açıklandığı ve ek desteklerin sağlanıp sağlanmayacağı gibi konulara dikkat çekiliyor. Bu durum, tarım sektörünün geleceği için kritik bir dönüm noktası olabilir.