Tarihin, geleceğin haritasını çizen bir rehber olduğunu unutmayalım. Masallardan farklı olarak, geçmişin dersleri, günümüzün karmaşık sorunlarına ışık tutan bir pusula niteliğindedir. Türkiye’nin Ortadoğu’daki konumunun anlaşılması için, sadece bugünkü siyasi dinamikleri değil, aynı zamanda bu bölgenin zengin ve çalkantılı tarihini de göz önünde bulundurmak gerekir.

İsmet İnönü’nün ‘Eşşak’ olarak tanımladığı Ürdün nehrinin kuzeyindeki Salt Türk Şehitliği’nde, Osmanlı İmparatorluğu’nun kahraman askerleri huzur içinde yattığı bir gerçek, tarihin acı derslerini ve Türkiye’nin bu bölgedeki mücadelesini gözler önüne seriyor. İngiliz casusu Lawrence’ın ‘Esir almayacaksınız!’ narasıyla başlatılan savaşlar ve Osmanlı’nın sonu, günümüzdeki karmaşık sorunlara bir gönderme niteliğindedir. Türkiye’nin, İngiliz sömürgeciliğinin yarattığı gerilimleri ve Arap dünyasında yaşanan iç çekişmeleri anlaması, gelecekteki stratejilerini şekillendirmede kritik bir rol oynayacaktır.

Günümüzde, Suudi Arabistan ve Pakistan ile imzalanan Mekke Anlaşması, dikkatli bir şekilde değerlendirilmelidir. Bu anlaşmanın amacı, içeriği ve getirdiği yükümlülükler tam olarak bilinmemektedir. Türkiye’nin, Osmanlı’nın son günlerinde yaşanan hatalardan ders çıkarması ve tarihin unutulmaması gerekmektedir. Özellikle, Suudi Arabistan’la ayrı bir savunma anlaşması bulunan Pakistan’ın Mekke Anlaşması’nın, Husilerin yol açtığı gelişmelere Türkiye’nin müdahalesini gerektirebileceği endişesi haklıdır. Aynı zamanda, Batı Şeria sorunu ve Ürdün’deki Filistinli nüfusun durumu, bölgedeki dinamikleri anlamak için kritik bir perspektif sunmaktadır.

Arap ülkelerinin, eğitimli ve girişimci Filistinliler konusundaki tutumları, Türkiye’nin Ortadoğu’daki rolünü anlamak için önemli bir göstergedir. Yönetimlerinin demokratik, laik ve sosyal hukuk devleti ilkelerine bağlı olmaması, Türkiye’nin bu ülkelerle sağlıklı ilişkiler kurmasını zorlaştırmaktadır. Türkiye’nin, Arap ülkeleri, İran ve İsrail nezdinde bir ağırlığı olmayacağını akıldan çıkarmaması, stratejik hedeflerine ulaşması için hayati önem taşımaktadır. Atatürk’ün orduyu Anadolu’ya çekerken belirlediği ilkeler, Türkiye’nin Ortadoğu’daki rolünü şekillendirmede hala geçerliliğini korumaktadır. Bölgede barış ve istikrarın Türkiye için en büyük kazancı olduğunu unutmamak, uzun vadeli stratejik hedeflerini belirlemede önemli bir faktör olacaktır.”}p>”