Hukuk camiasının nabızını tutan bir buluşma gerçekleşti! İstanbul Barosu’nda, Değişim İçin Avukatlar Grubu’nun düzenlediği basın toplantısı, baro seçimleri öncesinde önemli bir mesajla kürsüye çıktı. Mevcut başkan ve aday olan Prof. Dr. İbrahim Özden Kaboğlu, baro üyelerine ve kamuoyuna yönelik güçlü bir söylev sergileyerek, savunma mesleğinin geleceği için bir yol haritası çizdi.
Toplantının ilk bölümünde, iki yıllık bir dönem boyunca baro tarafından yürütülen çalışmalar ve bu süreçte karşılaşılan engeller detaylı bir şekilde anlatıldı. “Fikir, dayanışma, eylem” sloganıyla başlayan değişim sürecinin, avukatların hak arama mücadelesine daha da güç katma hedefiyle devam edeceğine vurgu yapıldı. Yargıda yaşanan siyasi baskıların, temel hak ve özgürlükler üzerindeki etkileri ele alınarak, savunma mesleğinin bu zorlu koşullarda nasıl bir direniş sergilediği somut örneklerle paylaşıldı. Baro yöneticilerinin, adliyelerden cezaevlerine kadar uzanan geniş bir coğrafyada avukatların yanında yer aldığı, savunma hakkının korunmasında oynadığı kritik rolüne dikkat çekildi.
Açıklamaların ardından, avukatlık eğitimine odaklanıldı. İki yılda boyunca, Staj Eğitim Merkezi’nde 3 bin 790 stajyer avukatın nitelikli bir eğitimden geçirdiği, 2 bin 170 öğrencinin ise eğitimlerini tamamlamaya hazır oldukları bilgisi verildi. Ayrıca, çeşitli uzmanlık alanlarında düzenlenen sertifika programlarına katılan 4 bin 21 avukatın, mesleki gelişimlerine katkı sağladığı vurgulandı. “Hizmette sınır yoktur” anlayışıyla, savunma mesleğinin etkinliğinin artırılmasına yönelik çalışmaların öncelikli hedefler arasında yer aldığı belirtildi.
Toplantı, İstanbul Barosu’nun hukuk devletinin ve demokratik toplumun temel direklerinden biri olduğuna dair önemli değerlendirmelerle son buldu. Son dönemde hukuk ve siyaset arasındaki gerilimlerin, baro üzerindeki etkileri de tartışılırken, İstanbul’un Türkiye’de adalet ve özgürlük mücadelesinin öncülüğünü yaptığı hatırlatıldı. 19 Mart sürecindeki olaylar ve bu süreçte yaşanan adaletsizlikler, baro yönetiminin hassasiyetini ve çözüm odaklı yaklaşımını bir kez daha gözler önüne serdi. Avukatlık Kanunu’nun önemli maddelerine vurgu yapılması, baro yapısının katılımcılık ve iç demokrasi ilkeleriyle güçlendirilmesinin önemini pekiştirdi.