İstanbul’un gözde sahili Mimar Sinan’da yaşanan, aradan yıllar geçse bile hafızalara kazınan cinayet davası, bugün kritik bir dönüm noktasında. 2024 yazının ortasında, halıya sarılı ve elleri-ayakları bağlı bir vücutla bulunan Sedef Güler’in ölümü, bir katil işlediği soruşturmanın temelini oluşturdu. Şimdi, 3 sanığın kaderi, Bakırköy 4. Ağır Ceza Mahkemesi’nde verilecek kararla kesinleşecek.
Olayın üzerinden geçen süre boyunca, Fırat Baykara ve Yavuz Güngör isimleri, Sedef Güler’in hayatını sonlandırdığına dair iddialarla adeta birbirine dolanmıştı. Savcılığın hazırladığı iddianamede, bu iki sanığın ‘beden veya ruh bakımından kendisini savunamayacak durumda bulunan kadına karşı kasten öldürme’ suçundan ayrı ayrı ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırılması talep edilmişti. Ancak, sanıklardan biri olan Yavuz Güngör’ün yurt dışına kaçması, davada ek bir komplikasyon yarattı ve suçluyu kayırma suçuna ilişkin bir talep eklenmesine neden oldu.
Cumhuriyet Savcısı, mütalaasında, Baykara ve Güngör’ün ‘nitelikli kasten öldürme’ suçunu işlediğini vurgulayarak, bu suçtan da ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası talep etti. Ayrıca, Güngör’ün yurt dışına kaçmasına yardım etmesi nedeniyle Yiğit Hüseyin Ayvalık’ın ‘suçluyu kayırma’ suçundan 6 aydan 5 yıla kadar hapis cezasıyla yargılanması kararlaştırılmıştı. Mahkeme heyeti, tüm bu delilleri ve beyanları değerlendirerek, sanıkların suçlu bulunup bulunmadığına ve eğer bulunuyorsa ne kadar süreli hapis cezasına mahkum olacağına karar verecek.
Dava, uzun süren bir soruşturma ve duruşmaların ardından nihayetinde sonuçlanacak. Mahkemenin kararı, Sedef Güler’in ailesi için bir nebzi olsun adaletin tecelli ettiği anı temsil edecek. Bu çalkantılı süreç, hukuk sisteminin işleyişine dair önemli bir ders niteliği taşıyor ve benzer olayların önüne geçilmesi için alınması gereken önlemleri gözden geçirmeyi tetikleyebilir.