İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nde (İBB) yaşanan ve uzun süredir devam eden rüşvet operasyonları, son mahkeme ifadeleriyle daha da derinleşti. Ağaç AŞ’ye 20 yıldır hizmet veren Güney Çiçekçilik sahibi Ensar Güney, biriken ödemelerini alabilmek için Ağaç AŞ Genel Müdürü Ali Sukas’ın makamında elden para verme zorunda kaldığını mahkemede kabul etti. Bu skandalın merkezinde, İBB bünyesindeki kirli rüşvet ağının nasıl işlediği ve ihalelerin nasıl manipüle edildiği yer alıyordu. Güney’in itirafı, sistemin derinliklerinde yer alan yolsuzlukların sadece bir yüzeyin açığa çıkarıldığını gösterdi.
Güney, Ağaç AŞ Satın Alma Müdürü Ümit Polat’ın Yalova’daki fidanlığına gelir talebiyle geldiğini ve Polat’ın, Genel Müdür Sukas’ın yapılan işler karşılığında %10 para talep ettiğini ilettiğini aktardı. “Ümit Bey ‘Sizden yüzde 10 para talep edecekler. Bu alacağa karşılık yukarısı istemiş. Bunu verirseniz bu ödemeyi yapabileceklerini söyleyecekler’ dedi” şeklinde ifade eden Güney, bu durumun kendisine ve şirketine ciddi bir mali yük getirdiğini belirtti. Bu iddialar, İBB’nin ihaleleri yürütme süreçlerinde yaşanan yolsuzlukların boyutunu gözler önüne serdi. Bu süreçte, 100 milyon liralık bir alacağın ödenmesi için iki kez Sukas’ın makamına gidildiğini ve bu kez 35 bin euro ve 15 bin doların elden teslim edildiğini ekledi.
Kültür AŞ ihalelerinde ise benzer bir şeye benzer durum yaşandı. Mete Mağden, İBB’de resmi bir görevi bulunmayan Emrah Bağdatlı’ya düzenli olarak %10 komisyon verdiğini mahkemede kabul etti. Mağden, Bağdatlı’nın ihaleleri “sisteme katkı” olarak tanımladığını ve bu paranın İBB’nin genel gelirlerine dahil olmadığını savunduğunu belirtti. Mağden’in itirafı, İBB’nin ihalelerini yönetme biçiminde, kamu kaynaklarının özel kişilere aktarılmasına zemin hazırlanmış bir sistemin varlığını ortaya koydu. Hak ediş ödemeleri yapıldıktan sonra parayı nakit çekerek muhasebe üzerinden Bağdatlı’nın kuryelerine teslim ettiğini anlatan Mağden, Bağdatlı’nın bu sistemi kurarken, “Bu para benim cebime girmiyor, bir sistem var. İBB’de çalışan herkes bu sisteme katkı sağlıyor” dediğini aktardı.
Duruşma sırasında savcının sorularına cevap verirken, Mağden ihalelerin formaliteden ibaret olduğunu ve ihale kazanacak firmanın önceden belirlendiğini itiraf etti. Şirketine ait antetli kağıtların ve kaşelerin İBB İletişim Başkanlığı çalışanına teslim edildiğini açıkladı. Mağden, “Mevzuat gereği ihaleye başka firmaların katılması gerekiyordu. Güldem Şık’ta bizim evraklarımız ve antetli kağıtlarımız vardı. Bütün ihale dokümanlarını kendisi hazırlar, bize sadece imzaya gönderirdi. Yan teklif vermeyi kabul etmeseydim içeride kalan 5 milyon liralık alacağımı ödemeyeceklerini ima ederek baskı kurdular” dedi. Bu itiraf, İBB’nin ihaleleri düzenleme süreçlerinde yaşanan yolsuzlukların ve manipülasyonların boyutunu daha da genişletti. Ayrıca, Mağden’in “Pangram” adıyla ikinci bir hülle şirket kurdurulmasını ve bu şirketin Sayıştay denetimlerini engellemek amacıyla kullanıldığını da kabul etmesi, rüşvet operasyonunun sadece bir kısmının ortaya çıkmasına neden oldu.