Nilüfer’in kalbinde, 27 Ekim 2024’te, bir aile içi dramın perde açılışı gerçekleşti. Bağlarbaşı Mahallesi’ndeki Yalman Sokak’ta, Yasemin Uludağ Çetin (52) ve eşi Atilla Çetin (61) arasındaki gerilim, trajik bir sonla sonuçlandı. Bu olay, şiddetin karanlık yüzünü ve kişisel çatışmaların yarattığı yıkımı gözler önüne serdi.

Olayın merkezinde, boşanma aşamasındaki çiftin çocukları yer alıyordu. Z.Ç. ve A.E.Ç., annelerinin kendilerini hedef aldığı saldırının şahitleri oldu. Annesinin evinin önünde, eşi tarafından tabancayla vurulan Yasemin Uludağ Çetin, hayatını kaybetti. Bu trajik olay, çocukların ruhunda derin izler bıraktı ve hem şahitlerin hem de sanığın ifadelerinde acı ve pişmanlık duyguları kendini gösterdi.

Mahkeme heyeti, sanığın eylemini ‘Eşe karşı kasten öldürme’ suçlamasıyla yargıladı. İddianamede, çiftin çocuklarının ifadesi dikkat çekti. Kızın, babasının geçmişte de benzer saldırı girişimlerinde bulunduğunu, şikayetçi olduğunu ve uzaklaştırma kararı aldığını anlatması, olayın arka planını aydınlatmaya yardımcı oldu. Oğlu ise babasının sürekli şiddet uygulamalarından ve annelerinin boşanma davası açmasından dolayı yaşadığı zorlukları aktardı. Bu ifadeler, sanığın eyleminin sadece bir anlık öfke krizinden değil, uzun süren bir çatışmanın sonucunda ortaya çıktığını gösterdi.

Sanık Atilla Çetin, olay sırasında suçunu itiraf etti ve olay örgünü aktarmaya çalıştı. Mahkemede, boşanma davası hakiminin davayı uzatarak hayatını bitirmeye çalıştığını iddia ederek, adalete sığınmaya çalıştı. Ancak, bu iddia mahkeme tarafından reddedildi ve sanık, suçunu kabul ederek ağır ceza aldı. Mahkeme, sanığın ‘haksız tahrik’ indiriminden faydalanarak cezayı 23 yıla düşürürken, ruhsatsız silahla mermileri satın alma, taşıma veya bulundurma suçundan da 1 yıl hapis ve 3 bin lira para cezasına hükmetti. Bu karar, şiddetin sonuçlarının ne kadar ağır olabileceğini bir kez daha gözler önüne serdi.