Dünya sahnesinde dikkatleri üzerine çeken İran-ABD arasındaki nükleer müzakereler, son olarak İran’ın sunduğu cevabenin reddiyle yeniden bir dönüm noktasını işaret etti. Taraflar arasındaki uçurum, bu kez daha da belirginleşmiş durumda ve uzlaşma arayışlarının başarısızlıkla sonuçlanma ihtimali artıyor. Tahran’ın, ABD’nin teklifine yönelik ret kararı, müzakerelerde bir çıkmaza yol açmanın yanı sıra, bölgedeki jeopolitik dengeleri de yeniden şekillendirme potansiyeli taşıyor.
İran resmi haber ajansı IRNA’nın bildirdiğine göre, Tahran, ABD’nin saldırıların sonlandırılması için öne sürdüğü öneriye yanıt olarak, Pakistan üzerinden arabuluculara bir karşılık sunmuş. Ancak bu yanıtın içeriği, İran medyasında ABD’nin ‘Trump’ın aşırı taleplerine teslim olmasını’ amaçlayan bir hamle olarak değerlendirilmiş. İran’ın talepleri arasında Hürmüz Boğazı’ndaki Amerikan varlığının kaldırılması, savaşın tüm cephelerde derhal sona ermesi ve uluslararası saldırganlık garantilerinin sağlanması yer alıyor. Petrol ihracatını engelleyen yaptırımların 30 günlük bir süreyle askıya alınması da İran’ın öncelikli taleplerinden. Ayrıca, İran’ın karşı teklifinde ABD’nin savaş tazminatı ödemesi ve İran’ın Hürmüz Boğazı üzerindeki egemenliğinin tanınması gibi önemli unsurlar yer alıyor.
ABD tarafı ise bu denklemin farklı bir şekilde kurulmasına yönelik öneriler sunuyor. Özellikle, deniz ablukasının kaldırılması karşılığında Hürmüz Boğazı’nda ticari trafiğin aşamalı olarak yeniden açılmasını talep ediyor. Ancak İran, uranyum zenginleştirme faaliyetleriyle ilgili olarak, ABD’nin 20 yıllık bir moratoryum önerisinden daha kısa bir süre için askıya almaya razı olduğunu duyurdu. Nükleer tesislerinin ortadan kaldırılmasına ise kesinlikle sıcak bakmıyor. Bu noktada, İran’ın ‘Trump’ı memnun etmek’ gibi bir hedef gütmediğini ve sürecin, Tahran’ın çıkarlarını koruma amacını taşıdığını vurgulaması dikkate değer.
Müzakerelerin başarısızlıkla sonuçlanması ihtimali, ABD’nin ‘Özgürlük Projesi’ operasyonunu yeniden başlatma kararıyla daha da pekişiyor. Donald Trump, bu operasyonun daha kapsamlı bir versiyonunun, anlaşmanın sağlanamaması durumunda devreye girebileceğini açıkladı. Ayrıca, İran’ın uranyumunun uzayda tespit edilip, yaklaşması durumunda imha edilebileceğine dair iddialarda bulunarak gerilimi daha da tırmandırıyor. Bu durum, İsrail’in de müzakerelere dahil olmasına ve İran’ın nükleer programını tamamen sonlandırmayan hiçbir anlaşmayı kabul etmeyeceği yönündeki açıklamalarıyla bölgedeki dengeleri yeniden şekillendiriyor. ABD Donanması’nın, İran limanlarına giriş-çıkış yapan ticari gemilere yönelik sıkı tedbirleri artırması da, bu gerilimin bir göstergesi olarak değerlendiriliyor. Yeni müzakere turunun İslamabad’da gerçekleşmesi beklenirken, taraflar arasındaki uçurumun aşılması ihtimali belirsizliğini koruyor.