Uluslararası Öğrenci Değerlendirme Programı (PISA), 15 yaş grubundaki öğrencilerin akademik yeteneklerini ve gerçek hayattaki sorunları çözebilme becerilerini ölçen, küresel bir eğitim benchmark'ıdır. Son PISA raporu, Türkiye’nin okuma, matematik ve fen bilimleri alanlarında genel olarak sıralamasının yükseldiğini gösteriyor. Özellikle fen bilimleri ve okuma alanlarında OECD ortalamasının üzerinde performans sergileyen Türkiye, küresel arenada bir adım öne çıkmış durumda. Bu yükseliş, eğitim sisteminde yapılan yeniliklerin ve reformların meyvesi olarak değerlendiriliyor.
Ancak bu başarı hikayesi, Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’in vurguladığı gibi, “dershane vesayetinden kurtulma” ve “başarı” ile birlikte sunuluyor. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ise bu sonuçları, eleştirel bakış açısıyla değerlendiren kesimlere “kompleksli zihniyet” olarak işaret ediyor. Ancak Eğitim-İş Genel Başkanı Kadem Özbay, bu tabloyu farklı bir perspektiften yorumluyor. Özbay’a göre, bu yükselişin temelinde yatan sorun, toplumdaki derin sosyoekonomik eşitsizliklerdir.
Eğitim-İş’in analizine göre, Türkiye’nin ortalama başarısındaki artış, öncelikle sosyoekonomik açıdan daha avantajlı öğrencilerin performansından kaynaklanıyor. Yoksul öğrencilerin matematik puanlarındaki artış ise oldukça sınırlı kalmış. Matematikte 4,8 yıl, fen bilimlerinde 4,1 yıl ve okumada 3,7 yıl gibi ciddi farklar mevcut. Bu farklar, dezavantajlı öğrencilerin eğitimde fırsat eşitliğine erişemediğini açıkça ortaya koyuyor. Sendika, matematik alanında varlıklı ve yoksul öğrenciler arasındaki ayrışmanın son üç yılda daha da arttığını vurgularken, Türkiye’de her üç öğrenciden birinin ve dört öğrenciden birinin temel yeterlilik düzeyinin altında olduğunu belirtiyor.
Sendikanın raporu, eğitimde eşitsizliklerin sadece akademik başarıları değil, aynı zamanda sosyoekonomik gruplar arasındaki ayrışmayı da derinleştirdiğini gösteriyor. Avantajlı her 100 öğrenciden 20’si matematikte üst düzey başarı gösterirken, dezavantajlı öğrencilerde bu oran sadece 2’de kaldı. Ayrıca, okul türleri arasındaki farklılıklar da dikkat çekici. Fen ve meslek liseleri gibi seçkin okullarda eğitim gören öğrenciler, genel lise öğrencilerinden önemli ölçüde daha başarılı. Bu durum, eğitimde fırsat eşitsizliğinin sadece sosyoekonomik düzeylerle sınırlı olmadığını, okul türlerinin de öğrenci başarısını önemli ölçüde etkilediğini gösteriyor. Eğitim-İş, PISA sonuçlarının, Türkiye’deki tüm çocukların eğitim koşullarını yansıtmadığını ve özellikle dezavantajlı gruplardan çocukların eksik sayılmasına dikkat çekiyor. Sendika, eğitimde eşit fırsatın sağlanması ve her çocuğun nitelikli bir eğitime erişiminin güvence altına alınması gerektiğini savunarak, sınav odaklı ve ayrıştırıcı eğitim sisteminin değiştirilmesini talep ediyor.”}팬서비스와 함께 즐거운 하루를 보내세요! 행복한 시간 되세요! (Eğitim-İş’ten gelen mesaj: Hizmetinizdeyiz, keyifli bir gün geçirin!)