Şiddet ve hukuksuzluğun gölgesinde, toplumsal hakların savunucuları bir kez daha zorlu bir sınavdan geçti. İstanbul'un kalbindeki Çağlayan Adliyesi önünde, ‘Ailem Güvende’ adını taşıyan operasyonlara karşı düzenlenen protesto eylemi, polis tarafından sert bir şekilde bastırıldı. Bu durum, ifade özgürlüğü ve toplumsal dayanışma ilkelerinin ne kadar kırılgan olduğunu gözler önüne serdi.

Eylemciler, LGBTİ+ derneklere yönelik devam eden operasyonlara karşı bir araya gelerek, ‘Ne LGBTİ+ olmak ne de örgütlenmek suç’ sloganlarıyla seslerini yükseltmek istiyordu. Feminist aktivistler, kadın grupları ve LGBTİ+ savunucularının katıldığı bu toplumsal dayanışma eylemi, adliye önünde toplanan kalabalıkla başladı. Ancak, protesto hakkının engellenmeyeceğinin iddia edildiği bu durum, polis tarafından farklı bir şekilde yorumlandı. ‘Açıklama yapmalarına izin verilmeyeceğini’ belirten polis, kalabalığa dağılması çağrısı yaptı. Ancak, bu çağrıya uyum sağlamayan eylemcilere karşı, abluka kuruldu ve daha sonra müdahaleye geçildi.

Müdahalede, basın yayın organlarının ve medya çalışanlarının uzaklaştırılması gibi uygulamalarla eylemin meşruiyeti hedef alındı. Bu süreçte, Birgün gazetesi muhabiri Sarya Toprak ve ARD (Alman televizyonu) çalışanı Şener Azak gibi isimler gözaltına alındı. Bu olay, ifade özgürlüğünün ve basın sorumluluğunun ne kadar önemli olduğunu bir kez daha ortaya koyarken, aynı zamanda devletin keyfi uygulamalarına da ışık tuttu. Olaylar, sadece LGBTİ+ hakları savunucularını değil, tüm toplumsal haklar için mücadele edenlerin hak arayışını da etkiledi.