Suudi Arabistan, enerji kaynakları açısından sınırlı olarak bilinen çöl topraklarında, beklenmedik bir keşifle dünya gündemine girdi. Enerji Bakanı Prens Abdülaziz bin Selman, Uluslararası Atom Enerjisi Ajansının toplantısında, Medine bölgesindeki Jabal Sayid projesinde yapılan detaylı jeolojik araştırmaların sonucunda 114 milyon tonluk, olağanüstü zenginliğe sahip bir cevher yatağına ulaşıldığını duyurdu. Bu keşif, petrolün tükenme tehlikesiyle ilgili endişeleri bir nebze de olsa azaltırken, ülkenin ekonomik geleceği için yeni bir dönüm noktası olarak değerlendiriliyor.
Bu cevher, mevcut Maaden ve Barrick Madencilik tarafından işletilen bakır madeninin altında yer alıyor ve sadece ağır nadir toprak elementleri (TNTE) açısından değil, aynı zamanda vaat edici düzeyde uranyum konsantrasyonları da içeriyor. Bu, elektronik, elektrikli araçlar, rüzgar türbinleri, askeri ekipmanlar gibi yüksek teknolojili ürünlerin üretiminde kritik rol oynayan 17 metalden oluşan TNTE grubunun yanı sıra, özellikle disprosiyum ve terbiyum gibi yüksek performanslı kalıcı mıknatısların üretiminde hayati önem taşıyor. Bu durum, küresel TNTE arzında Suudi Arabistan'ın stratejik bir oyuncu haline gelmesini sağlıyor.
Küresel piyasadaki dinamikler de bu keşfin önemini daha da artırıyor. Enerji Bakanlığına göre, 2024 yılı itibarıyla mıknatıslarda kullanılan TNTE'lerin yaklaşık %95'i Çin'in elinde bulunuyor. Bu durum, ABD Başkanı Donald Trump yönetiminin, alternatif tedarik zincirleri kurma çabalarına zemin hazırladı. ABD, Avustralya, Ukrayna ve Körfez ülkeleriyle stratejik anlaşmalar imzalarken, 2025 yılında Suudi Arabistan ile ABD arasında 1,8 milyar dolarlık bir kritik mineraller konsorsiyumu kuruldu. Bu iş birliği, küresel tedarik zincirindeki riskleri azaltmayı ve Suudi Arabistan'ın ekonomik bağımsızlığını güçlendirmeyi hedefliyor.
Bu stratejik ortaklık, Jabal Sayid projesindeki çalışmaların hızlanmasına ve Suudi Arabistan'ın küresel pazarlara kritik mineraller tedarikçisi olma hedefine ulaşmasına katkıda bulunuyor. 19 Kasım 2025 tarihinde imzalanan stratejik çerçeve anlaşmasıyla, uranyum, metaller ve kalıcı mıknatısların tedarik zincirinin güvence altına alınması planlanıyor. Ayrıca, Maaden, MP Materials ve Mountain JV LLC ile yaptığı ortaklık sayesinde, Suudi Arabistan'da bir nadir toprak rafine ve ayrıştırma tesisi kurulacak. Bu, ülkenin TNTE'leri işleyerek değerini artırmasına ve küresel pazarın taleplerini karşılamasına olanak sağlayacak. Suudi Arabistan'ın bu keşfi, aynı zamanda 2030 Vizyonu stratejisi kapsamında madencilik sektörünün gayrisafi yurtiçi hasılasını (GSYİH) %75 milyar dolara çıkarmayı hedefleyen çabalarını destekliyor.