ABD'de 3 Kasım'da gerçekleşecek kritik ara seçimlere 49 gün kala, ekonomik göstergelerdeki sert yükselişler seçmenin gündelik yaşamına doğrudan yansıyor. Bu durum, motorin gibi akaryakıtların rekor seviyelerde işlem görmesi ve mortgage faiz oranlarının yüzde 7 sınırına ulaşmasıyla kendini gösteriyor. 10 yıllık tahvil faizleri ise 2007'den beri gözlemlenen en yüksek seviyeyi aşıyor. Bu gelişmeler, ABD ekonomisinin geleceği hakkında ciddi endişeler uyandırıyor.
Kongre'deki koltukların dağılımını belirleyecek olan bu seçim dönemi öncesinde, yönetimin enflasyonu kontrol altına almak ve fiyat artışlarını sınırlamak için attığı tedbirlerin etkisiz kaldığı görülüyor. Piyasalardaki direnç, finansal göstergelerdeki yükseliş trendi ve kamu borcunun artışıyla birlikte seçim kampanyasının merkezine yerleşti. Rusya-Ukrayna Savaşı’nın yarattığı tedarik zinciri sorunları ve enerji piyasalarındaki dalgalanmalar, bu durumu daha da karmaşık hale getiriyor.
Akaryakıt fiyatlarındaki aşırı artış, tüketiciler üzerinde doğrudan bir etki yaratırken, bu durum taşımacılık, lojistik ve tarım sektörlerinde de maliyetleri yükseltiyor. Ülke genelinde benzinin ortalama fiyatı 14 Eylül itibarıyla galon başına 4,32 dolara yükseldi ve geçen yılın aynı dönemindeki 3,18 dolar seviyesine kıyasla yıllık %35,9 oranında bir artış gösterdi. Motorin fiyatları da benzer şekilde rekor seviyelere ulaştı, galon başına ortalama 6,23 dolara yükselerek %68,7’lik bir yıllık artış kaydetti. California gibi bazı eyaletlerde ise motorin fiyatları 8 doların üzerine çıktı.
Bu yüksek fiyatlar, sadece tüketicilerin bütçesini zorlamıyor, aynı zamanda enflasyon riskini de artırıyor. Tüketici Fiyat Endeksi (TÜFE) ağustosta aylık %0,4 ve yıllık %3,4 oranında artış gösterdi. Enerji ve gıda gibi değişken kalemlerin hariç tutulduğu çekirdek enflasyon da aylık %0,3 ile beklentilerin üzerinde gerçekleşti. Bu durum, ABD Merkez Bankası’nın (Fed) faiz artırımlarına gitme olasılığını güçlendiriyor ve ABD ekonomisinin önündeki belirsizlikleri daha da artırıyor.