Küresel finans arenasında yakından takip edilen bir gelişmeyle, ABD Merkez Bankası’nın (Fed) yaklaşan faiz kararı, altın piyasasında alışılmadık bir dönüşüme neden oldu. Geleneksel olarak faiz artışlarıyla birlikte altın fiyatlarında düşüş yaşanması beklentisi, 16 Eylül’de gerçekleşecek olan kararın ardından suya düştü. Ons altın 4 bin 288 dolar seviyesinde işlem görürken, gümüş de 63,06 dolar ile yeni zirvelere ulaşmaya devam etti.

JPMorgan analistlerinin dikkat çekici bir gözlemine göre, 2022’den bu yana altın, reel faiz oranları ile korelasyonunu tamamen değiştirdi. 10 yıllık Hazine enflasyon korumalı tahvillerinin (TIPS) pozitif getirisi altında bile, altın fiyatları önemli ölçüde yükseliş gösterdi. Bu durum, piyasadaki yatırımcı tercihlerinin kökten değiştiğini, merkez bankalarının altın talebinin artış gösterdiğini işaret ediyor.

Bu trendi destekleyen önemli bir veri, dünya altın konseyinin yayınladığı bilgilere göre, merkez bankalarının 2022, 2023 ve 2024 yıllarında toplam bin tonun üzerinde altın satın alması. Özellikle Polonya ve Çin gibi ülkelerin resmi sektör alımları, altın talebini daha da artırıyor. Çin’in 2026’nın ikinci çeyreğinde gerçekleştireceği 33 tonluk alımı, rezervlerini güçlendirme stratejisinin bir parçası olarak değerlendiriliyor. Bu durum, faiz beklentilerinin kısa vadeli dalgalanmalardan etkilenmeden, altın fiyatlarını destekleyen ikinci bir talep kaynağı oluşturuyor.

Piyasadaki bu yapısal değişim, küresel finans kuruluşlarının yıl sonu ve gelecek dönem hedeflerini de etkilemeye başladı. Goldman Sachs, 2026 yıl sonu için 4.900 dolar hedeflerini korurken, JPMorgan 4.500 dolar, Bank of America 4.360 dolar ve HSBC 4.560 dolar seviyelerini hedefliyor. Uzmanlar, Fed’in faiz artırım ihtimalinin kısa vadede piyasalarda anlık geri çekilmelere yol açabileceğini belirtiyor; ancak son üç yıldaki verilere göre, faiz artışlarının altın fiyatlarının uzun vadeli yükselişini engelleyemeyeceği vurgulanıyor. Bu durum, altın yatırımcıları için yeni bir fırsat sunuyor gibi görünüyor.”}