Dijital arenada yaşanan gelişmeler, ifade özgürlüğüne yönelik ciddi bir tehdidi işaret ediyor. Son dönemde, çeşitli basın ve sivil toplum kuruluşlarının sosyal medya hesaplarına uygulanan erişim engelleri, demokrasinin temel unsurlarından olan kamusal tartışma ve bilgi akışını kısıtlıyor. DİSK Basın-İş, bu durumla ilgili olarak harekete geçerek, yaşananlara karşı güçlü bir tepki vererek sesini duyuruyor.

Açıklanan olaylar, özellikle LGBTİ+ hakları savunucuları, bağımsız medya kuruluşları ve insan hakları aktivistleri üzerinde yoğun bir baskı oluşturuyor. 12 Eylül’de başlayan ve 13 Eylül’de devam eden benzer uygulamalar, sivil toplumun ve bağımsız medyanın sesini bastırmaya yönelik bir strateji olarak değerlendiriliyor. Bu türden kısıtlamalar, sadece belirli hesapların erişilebilirliğini engellemekle kalmayıp, aynı zamanda toplumun haber alma, örgütlenme ve hak arama becerilerini de hedef almaktadır.

DİSK Basın-İş’in açıklaması, bu durumun Anayasal haklar açısından ne kadar ciddi bir ihlal olduğunu vurguluyor. Demokrasinin sağlıklı işleyişi için gerekli olan çoğulcu bir ortamın korunması, kamuoyunun bilgiye erişim hakkının güvence altına alınması ve ifade özgürlüğünün keyfi olarak kısıtlanmaması temel prensiplerdir. Ancak, son gelişmeler, bu ilkelerin dijital alanda sistematik bir şekilde aşındırıldığını gösteriyor. Bu türden müdahaleler, hukuki denetimden uzak, keyfi ve denetimsiz bir ortam yaratma potansiyeline sahiptir.

Açıklamada, yetkililere, bu tür uygulamaların derhal geri alınması, erişim engellerinin kaldırılması ve şeffaf bir gerekçe sunulması talep ediliyor. Aynı zamanda, bu tür müdahalelerin soruşturulması ve Anayasa’nın güvence altına aldığı temel hakların korunması gerektiği vurgulanıyor. DİSK Basın-İş, bu durumun, demokratik kamusal alanın daralmasına ve toplumun hakikatle kurduğu bağın zayıflamasına yol açabileceği uyarısında bulunuyor. Basın özgürlüğünün, yalnızca gazetecilerin değil, her yurttaşın özgürlüğü olduğunu ve bu engellemelerin bir sessizliğe ve sansüre zemin hazırladığını belirtiyor.