Hürmüz Boğazı’ndaki mevcut durum, küresel ticaret akışlarını derinden etkileyerek, enerji ve mal taşımacılığında alışılmışın dışında gelişmelere yol açıyor. Deniz yolu taşımacılığının maliyetlerdeki sert artış, özellikle Asya ile Körfez ülkeleri arasındaki ticareti yeniden şekillendiriyor. Türkiye, bu yeni gerçeklikte, Avrupa’ya uzanan alternatif ticaret yollarının merkezine yerleşerek, stratejik bir rol üstleniyor.

Son dönemde, Boğaz’daki güvenlik kaygıları nedeniyle gemi trafiğinde yaşanan ciddi düşüş (10 Eylül’de sadece 7 gemi geçişi), Körfez ülkeleri ile Güney Asya arasındaki ticarette önemli riskleri beraberinde getiriyor. Sigorta primleri ve kargo sigortalarının yükselmesi, ticaretin toplam maliyetini artırırken, teslimat sürelerinin belirsizleşmesi, ihracatçıların alternatif çözümler aramasına neden oluyor. Pakistan ve Katar gibi ülkeler, enerji ve gıda ticaretinde stratejik bağımlılıkları nedeniyle bu durumun etkilerini en aza indirmek için harekete geçiyor.

Bu durum, özellikle yaş meyve ve sebze gibi hassas ürünlerin ihracatında ciddi sorunlara yol açıyor. Pakistan’ın bölgeye mango ihracatında yüzde 50’lik bir düşüş yaşaması, bu etkinin somut bir örneğini oluşturuyor. Navlun maliyetlerindeki aşırı artış (40 feet soğutuculu konteynerin taşıma maliyetinin 1.000-1.400 dolar düzeyinden 8.000-8.500 dolara yükselmesi), ihracatçıların kara ve demir yolu seçeneklerini değerlendirmesine zemin hazırlıyor. Bu da, Türkiye’nin coğrafi konumunun önemini daha da artırıyor.

Pakistan Ticaret Bakanı Jam Kamal Khan ile Katar Dış Ticaret İşlerinden Sorumlu Devlet Bakanı Ahmad bin Mohammad Al Sayed’in Hong Kong’daki Kuşak ve Yol Zirvesi sırasında gerçekleştirdiği toplantılar, bu yeni ticaret stratejisinin öncüsü oldu. Türkiye üzerinden Avrupa pazarlarına ulaşabilecek alternatif transit yolların geliştirilmesi, bölgesel ticaretin yeniden dengelenmesinde önemli bir rol oynayabilir.