15 Eylül, Azerbaycan’ın en değerli hazinesi olan başkenti Bakü’nün işgalden kurtuluşunun yıl dönümünü kutladığımız anlamlı bir gündür. Bu tarihi zafer, Osmanlı Devleti’nin Azerbaycan halkına duyduğu derin sevgi ve desteğin bir kanıtıdır. O dönemin karmaşık siyasi dengeleri ve uluslararası güç mücadelesi göz önüne alındığında, Bakü’nün kurtuluşu, sadece Azerbaycan için değil, tüm Müslüman dünyası için bir ilham kaynağı olmuştur.
1918 yılının mart ayında, Ermeni ve Bolşevik birlikleri tarafından gerçekleştirilen acımasız saldırılar, Bakü’de binlerce masum Türk’ün hayatını sonlandırdı. “Mart Olayları” olarak adlandırılan bu trajik olay, Azerbaycan halkının kalbinde derin bir yara açtı. Ancak, bu karanlık dönemde, Osmanlı Devleti, Azerbaycan’ın yardımına koşarak, ülkenin kaderini değiştiren bir dönüm noktası yaratmıştır. Bu yardım talebi, sadece askeri bir ihtiyaçtan ibaret değildi; aynı zamanda, iki milletin kardeşliğinin ve dayanışmasının bir göstergesiydi.
4 Haziran 1918’de Batum Konferansı’nda yapılan anlaşma sonrası, Azerbaycan lideri Mehmet Emin Resulzade, Enver Paşa’ya acil yardım talebinde bulunmuştur. Resulzade, durumu açıkça anlatarak, “Bizim ordumuz yok, bizim gücümüz yok, kendimizi koruyamayız. Bakü’de Bolşevik Sovyetler var, onları temsil eden Ermeniler var ve İngilizler de Bakü’ye girmiş durumda. Hatta Gürcüleri Almanlar destekliyor. Bizi kim destekleyecek?” diyerek acil müdahale çağrısında bulunmuştur. Enver Paşa’nın bu talebe verdiği derhal cevap, Kafkas İslam Ordusu’nun kurulmasına zemin hazırlamıştır.