Ankara’nın siyasi hafızasında, uzun yıllar boyunca yankıları süren bir figür, Melih Gökçek. 1984’te Keçiören’de başlayan, 23.5 yıl sonra Büyükşehir Belediye Başkanlığına yükselen ve ardından da karmaşık bir siyasi ve idari mirası bırakan Gökçek, adeta bir efsane gibi. Ancak bu efsane, sorgulanabilir kararları, tartışmalı uygulamaları ve devlete olan etkileşimiyle adeta bir karmaşa kaynağı haline gelmiştir.
Gökçek’in belediye başkanlığı döneminde yaşanan olaylar, sıklıkla ‘beğenip beğenmediğine göre’ bir tutum sergileyerek, şehrin gelişimine dair hedeflerini belirsiz bırakmıştır. Kendi robotunu yaptırması, belediyenin cipini iade etmemesi, lojmanda kalıp görevinden istifa etmesi gibi eylemleri, kamuoyunda büyük bir şaşkınlık ve eleştiri yaratmıştır. Ayrıca, 7 yıldır CHP’li Mansur Yavaş’ın yönetimine karşı sürdürdüğü tweet’ler, Gökçek’in siyasi varlığını canlı tutmayı başarmıştır. Bu durum, Ankara’da siyasi dinamikleri sürekli olarak tetikleyen bir faktör haline gelmiştir.
Gökçek’in mirası, sadece siyasi kararlarıyla sınırlı kalmamış, aynı zamanda ekonomik ve sosyal tartışmalara da yol açmıştır. Çocuklarının sahip olduğu Almanya’daki şirketler, sattığı milyon dolarlık villa ve Ankaralının vergilerinden oluşan 801 milyon dolarlık ‘hurda yığını’ Ankapark gibi projeler, kamuoyunda büyük tepki toplamıştır. ‘Tuzladık, inanmayan yalasın’ gibi söylemleri, vatandaşlar arasında memnuniyetsizliğe neden olmuş, belediyenin hizmet sunumu ve yönetimi konusunda ciddi şüpheler uyandırmıştır. Ankapark’ın oyuncaklarının hurda olması, bu tartışmaların en çarpıcı örneğidir.
Melih Gökçek’in siyasi kariyeri, 1998’de ‘suç işlemek amacıyla teşekkül oluşturmak’ iddiasıyla gözaltına alınması, EGO’nun sayaçlarını 224,5 dolara alıp 300 dolara satması ve 17 milyarlık zarara neden olduğu gerekçesiyle Mansur Yavaş tarafından açılan 97 suç duyurusu gibi olaylarla da şekillenmiştir. Ayrıca, Gülen yapılanmasına destek verdiği suçlamaları da üzerine almıştır. Gökçek’in belediye bütçesinden evine mobilya aldığına dair iddialar, kamuoyunda güven sorununu daha da derinleştirmiştir. Bu karmaşık tablo, Melih Gökçek’in Ankara’nın siyasi ve sosyal hayatına olan etkisini ve mirasını anlamak için bir başlangıç noktası sunmaktadır.