Hukuk dünyasının nabzını tutan önemli bir gelişme, FETÖ’nün firari yöneticilerinin yargılandığı davada yaşandı. Kumpas soruşturmaları kapsamında tutuklanan ve daha sonra yurt dışına kaçan Zekeriya Öz, Cihan Kansız ve Mehmet Yüzgeç’in yargılanmasına devam edildi. Yargıtay 5. Dairesi’nde uzun süren bir süreçte yürütülen davada 22. celse tamamlanırken, savcılığın zamanaşımı talebi dikkatleri bir kez daha üzerine çekti. Bu talebin, firari sanıkların sorumluluğunun belirlenmesinde kritik bir rol oynadığına işaret ediyor.

Savcının esas mütalaasında belirttiği gibi, suçun doğru belirlenmesi zamanaşımının hesaplanmasında hayati önem taşıyor. Ceza Hukuku alanındaki uzman Prof. Dr. Ümit Kocasakal, bu konuyu detaylı bir şekilde değerlendirerek, Rüşvet veya irtikap gibi suçların unsurlarının mevcut olabileceği bir ortamda, genel nitelikteki görevi kötüye kullanma suçu uygulanamayacağını vurguladı. Kocasakal, “Örgütün saptanan niteliği ve amaçları gözetildiğinde; anayasayı ihlal, silahlı örgüt yöneticiliği veya üyeliği, siyasal ve askeri casusluk gibi suçlar devreye girmektedir” diyerek, FETÖ’nün sinsi ve karmaşık faaliyetlerinin, zamanaşımı hesaplamalarını etkileyebileceğini belirtti. Bu durum, davada yeni bir strateji değişikliğine yol açabilir.

Avukat Dr. Onur İste ise zamanaşımı konusundaki hukuki argümanlarını sürdürdü. TCK’nın 67. maddesi uyarınca, soruşturma ve kovuşturma yapılmasını izne tabi olduğu durumlarda failin kaçak olduğuna karar verildiği takdirde, zamanaşımı durur. İste, bu duruma dikkat çekerek, “Durma nedeni sona erdiğinde zamanaşımı kaldığı yerden işlemeye devam eder. Zamanaşımının durması ile kesilmesini ayırmak gerekir” dedi. Özellikle şüphelilerin kaçak olduğuna dair bir kararın verilmesi durumunda zamanaşımının tamamen durduğunu ve bu sürecin farklı bir şekilde değerlendirilmesi gerektiğini açıkladı.