Adalet Bakanı Akın Gürlek’in duyurduğu “Ailem Güvende” operasyonları, adeta bir bulmaca gibi ortaya çıktı. İstanbul, Ankara ve diğer büyük şehirlerdeki Cumhuriyet Başsavcılıkları’nın koordinasyonlarıyla yürütülen operasyon, 162 şüpheliyi, 9 derneği ve 13 işletmeyi kapsadı. Soruşturmanın merkezinde, fuhşiyatı teşvik etme, müstehcen içerik üretimi ve yayılması, çocukların bu tür içeriklere maruz kalması gibi iddialar yer alıyordu. Ancak operasyonun ilginç yönü, LGBTİ+ derneklerine yönelik odaklanmanın yanı sıra, bu derneklere aktarılan yurt dışı fon kaynaklarının da sorgulanmasına yol açması oldu.

Operasyon kapsamında, LGBTİ+ hakları savunuculuğu yapan çeşitli derneklere baskın düzenlendi. Bu baskınlar sonucunda birçok kişi gözaltına alındı. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, soruşturmanın gerekçelerini açıklarken, çocukların cinsel yönelim ve cinsiyet kimliği konularında yaş ve gelişim düzeyleri göz ardı edilerek, bu tür faaliyetlerin toplumun değerleriyle çeliştiğini vurguladı. Ancak savcıların vurguladığı gibi, soruşturmanın temel amacı, bu tür faaliyetlerin toplum nezdinde nasıl olağanlaştırılmasının önlenmesi ve aile kurumunun ve toplumsal değerlerin korunmasıdır.

Operasyonda, Bakan Gürlek’in dikkat çektiği nokta, LGBTİ+ derneklerinin yurt dışından aldığı fonlardı. MASAK’ın incelemelerinde bazı derneklere, Avrupa Birliği ve diğer kamu kurumları tarafından yüksek tutarlarda fon aktarıldığı tespit edildi. Bakan, bu fonların kaynağının ve soruşturma kapsamında incelenen faaliyetlerle bağlantısının araştırıldığını belirtti. Ancak bu durum, Türkiye’de faaliyet gösteren, iktidarla yakın bağları olan vakıfların da Avrupa kaynaklı fonlardan yararlandığını gösterdi. Bu durum, fonların kullanımındaki farklılıkların ve potansiyel siyasi motivasyonların tartışılmasına zemin hazırladı.