Sanatseverlerin kalbine dokunan hikayelerle dolu bir yolculuğa çıkıyoruz! İKSV İstanbul Tiyatro Festivali’nin 30. yıl dönümünü kutlarken, sahne sanatının sevilen yüzü Tilbe Saran’ın sahneye olan tutkusunu ve etkileyici performanslarıyla yeniden hatırlıyoruz. Festivalin onur ödülü bu yıl ona sunulması, onun tiyatro dünyasındaki önemini ve katkılarını bir kez daha gözler önüne serdi.

Tilbe Saran’ın sahneye ilk adımı 1984 yılında Kenter Tiyatrosu’nda atması, tiyatroseverler için bir dönüm noktası oldu. O günden bugüne, rol aldığı her oyunda seyirciyi etkisi altına alan yorum gücüyle adını altın harflerle yazdırdı. İlk buluşma hatıraları, 1986’da Aksanat Prodüksiyon Tiyatrosu’nun “Abelard ve Heloise” adlı oyununda Işıl Kasapoğlu ile birlikte sergilediği duygusal sahnelere dayanıyor. Duygu Sağıroğlu’nun sahne tasarımı, Joel Simon’ın müziği ve Cüneyt Türel ile olan etkili işbirliği, o yapıtı festivalimize zenginlik katmıştı. Onun oyunculuk yeteneği, yıllar geçtikçe daha da değer kazandı ve tiyatro sahnesinde unutulmaz bir iz bırakmıştır.

Tilbe Saran’ın sahne yolculuğu, 1993-2012 yılları arasında festivalin konuğu olarak devam etti. “Alacaklılar” gibi Strindberg’in “Alacaklılar”ı gibi etkileyici yapımlarda, güçlü yorumuyla karakteri hayat vermiş, erkek egemen bir toplumda sisteme başkaldıran kadının konumunu irdelenmesini sağlamıştı. “Molly S.” adlı oyunda kör bir kızı canlandırarak, duyarlılık ve hassasiyetle sorunlarını dile getirmişti. Ayrıca, Anton Çehov’un “Martı”sında Nina karakterini başarıyla oynaması, Yıldız Kenter’in ve diğer efsane isimlerin katılımıyla oluşan güçlü bir kadro ile çalışmaktan duyduğu memnuniyeti ortaya koymuştu. 2002’de festivalin iki yılda bir yapılmasına rağmen, Genco Erkal’ın yönettiği “Nâzım’a Armağan” gibi önemli projelere katılarak, tiyatro sahnesine katkısını sürdürmüştü.

Günümüzde ise, 2012 yılında İKSV’nin 40. yılında Haliç Camialtı Tersanesi’nde La Fura dels Baus tarafından gerçekleştirilen “İstanbul İstanbul” projesinde ve 2018’de 18. İstanbul Tiyatro Festivali’nde Carol Rocamora’nın yazdığı “Elin Elimde” adlı oyunda yer alarak, sanatsal mirasını bir kez daha genişletiyor. Oyunun Cüneyt Türel’in vefatı nedeniyle gerçekleştirilemediği belirtiliyor. Bu özel proje, onun tiyatro sahnesindeki vazgeçilmezliğini ve sanatsal katkılarını bir kez daha gözler önüne seriyor. Sanatseverler, onun performanslarını ve sahneye olan tutkusunu her zaman hatırlayacak ve takdir edeceklerdir.”}p>