Türkiye siyaretinde dikkatleri üzerine çeken bir gelişme yaşandı. Eski Meclis Başkanı Bülent Arınç, MHP lideri Bahçeli’nin tartışmalı Terörsüz Türkiye sürecine ilişkin açıklamalarına tepki gösterdi. Arınç, Bahçeli’nin, PKK lideri Abdullah Öcalan’a yönelik statü taleplerini sert bir şekilde eleştirerek, “Apo’ya statü peşinde koşanlar önce bunu halletsinler” sözleriyle tepkisini gösterdi. Arınç, aynı zamanda ‘genel af’ çağrılarına yönelik eleştirilerini de sürdürerek, 25 yıldır içeride bulunan mağduriyetten muzdarip olan insanlara ‘umut hakkı’ verilmesi gerektiğini vurguladı.

Arınç’ın eleştirileri, özellikle ‘umut hakkı’ konusundaki hassasiyeti ve 25 yıldır içeride bulunan kişilere yönelik çağrısı, kamuoyunda büyük yankı uyandırdı. Eski Meclis Başkanı, KHK’lılar üzerinden yaptığı değerlendirmelerde, 25 yıldır içeride bulunan, herhangi bir şekilde kötü bir hali görülmemiş Ahmet, Mehmet, Hasan, Hüseyin gibi isimlere yönelik bir çözümün getirilmesini talep etti. ‘Bu umut hakkının sadece bu adam için değil’ diyerek, mağduriyetten etkilenen geniş bir kitleye hitap etmeye çalıştı. ‘Kardeşim, bu umut hakkı sadece bu adam için değil ki,’ diyerek, sürecin sadece belirli bir gruba değil, tüm mağduriyete çözüm getirmesini istedi.

Konuyla ilgili olarak ABD’nin Ankara Büyükelçisi Tom Barrack’ın açıklamaları da Arınç’ın eleştirilerine dahil edildi. Barrack’ın “Düzenli çok partili seçimlerle başkanlık sistemi olan bir cumhuriyetle yönetilen Türkiye, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın güçlü ve merkeziyetçi önderliği sayesinde istikrar, ekonomik dinamizm ve iddialı bölgesel etki sağlandığını da göstermektedir” şeklindeki sözleri, Arınç tarafından ‘persona non grata’ (istenmeyen kişi) ilan edilmemesi halinde, bu konuşmaların bir Mozambik büyükelçisi tarafından yapılamayacağını savunularak, Türkiye’nin içinde bulunduğu durumun ABD’nin gözünde nasıl değerlendirildiğine dikkat çekildi. Arınç, Barrack’ın “Artık şefkatli monarşiye ihtiyacımız var” sözünü de eleştirerek, Trump ile benzerlikleri vurguladı.

Arınç’ın açıklamaları, Türkiye siyasetinde önemli bir tartışma yaratırken, Bahçeli’nin konuya ilişkin açıklamaları ve Barrack’ın diplomatik hamleleri, bölgesel dinamikleri de etkileme potansiyeli taşıyor. Arınç’ın eleştirileri, Türkiye’nin içinde bulunduğu karmaşık siyasi ve jeopolitik durumu değerlendirme çabası olarak da yorumlanabilir. Türkiye’nin içinde bulunduğu durumun, dış güçlerin etkileriyle şekillenmesinin ve bu etkilerin Türkiye’nin iç politikası üzerindeki yansımalarının, Arınç’ın açıklamalarıyla daha da net bir şekilde ortaya konulduğunu söyleyebiliriz.