Aziz İhsan Aktaş, duruşmadaki çarpıcı savunmasında, iddialara karşı geldiği yönündeki suçlamaların ardındaki gerçeklerin açığa çıkmasını talep etti. ‘Etkin pişmanlık hükümlerinden devletimize katkı sağladığımı ve tüm bilgimi dürüstçe aktardığımı’ vurgulayan Aktaş, hedef gösterilmesinin ardından yaşadığı endişeleri dile getirdi. Bir ölüm listesi içerisinde yer alması ve aile üyelerinin silahlı saldırıya uğrama tehditleriyle karşı karşıya kalması, davadaki gerilimi daha da artırdı. ‘Bu eylemin ardındaki gizli motivasyonların ve bu komplonun sorumlularının kim olduğunu öğrenmek, benim ve ailemin güvenliği için hayati önem taşıyor’ diyerek adalete olan güvenini dile getirdi.

Sanıklardan Selahattin Yılmaz, savunmasında, ‘Opet’ mesajının suç örgütüyle bağlantılı olduğu iddiayı şiddetle reddetti. ‘Bu mesaj, şubat ayında atılmış ve itirafçı olma kararımın öncesindeydi. Suikast hazırlığına karışma ihtimalimin olmadığını, uzun süredir Opet’ten alışveriş yaptığımı ve bu durumun mesajın içeriğiyle hiçbir ilgisi olmadığını savundu. Yılmaz, itirafçı olacağı zamanın kendisine bildiği bir gerçek olmadığını ve olayların karmaşıklığını vurgulayarak, adalete güvenerek mahkemenin kararını beklediğini ifade etti.

Mahkeme heyeti, delilleri dikkatlice değerlendirdikten sonra, Adem Kuru, Cem Çebi, İsa Aydın, Mehmet Tuğlu, Mustafa Serdar Yılmaz ve Özgür Kılıç isimli tutuklu sanıkların tahliyesine karar verdi. Ancak Selahattin Yılmaz ve Cem Duman’ın tutukluluk halleri devam ettirildi. Bu karar, soruşturmanın devamında elde edilecek yeni delillerin ve tanık ifadelerinin, sanıkların suçlu bulunup bulunamayacağını belirlemede önemli bir rol oynayacağını gösteriyor.

Duruşma, 5 Ekim 2026 tarihine ertelendi. Bu erteleme, savcılığın delilleri daha detaylı incelemesi, ek tanıkların dinlenmesi ve sanıkların savunmalarının tamamlanması için gerekli görüldü. Mahkeme heyeti, davadaki karmaşıklığı ve elde edilecek yeni bilgiler ışığında, adaletin tecelli etmesi için sabırlı bir yaklaşım sergileyecek.”}