Karadeniz Bölgesi’nde, yerel halkın doğaya karşı gösterdiği keskin direniş, son dönemde artan madencilik faaliyetleriyle daha da tırmanıyor. Giresun’un Çatalağaç, Sekü ve Görele’deki Karlıbel bölgelerinde yürütülen sondaj çalışmaları, bölge halkının can ve mal güvenliğini tehdit etmesi nedeniyle yoğun tepkiyle karşı karşıya. AKP Milletvekili Cantürk Alagöz’e ait ‘Alagöz Madencilik’ şirketinin bu faaliyetleri, halkın ‘malımız canımız burada’ diyerek reddettiği bir tehdit olarak algılanıyor.
Şirketin, Doğanşehir’e bağlı Çatalağaç’taki çalışmalarının ardından başlatılan sondaj, çevre kirliliğine yol açması ve doğal güzellikleri tahrip etmesi nedeniyle halkın direnişini harekete geçirmiş durumda. Halk, şirket faaliyetlerinin bölgedeki su kaynaklarını ve tarım arazilerini yok edeceğini, yaşamlarını derinden etkileyeceğini savunuyor. Şirketin, mahkeme tarafından durdurulan sondaj faaliyetlerine rağmen, halkın direncine rağmen yaylaya sondaj makinelerini sokması, halkın öfkesini daha da artırmış durumda. Halk, ‘Eğer burada durduramazsak her yeri alırlar’ diyerek, şirketlerin doğayı ve yaşam alanlarını talan etme politikasına karşı duruşunu sürdürüyor.
Benzer bir durum da Muğla’nın Milas ilçesine bağlı İkizköy Akbelen’deki 679 parselde yaşanıyor. Nihat Özemir’e ait Limak ve İbrahim Çeçen’e ait İçtaş ortaklığı tarafından yürütülen madencilik faaliyetleri, uzun süredir akbelenlilerin direnişiyle karşı karşıya. Halk, şirketin faaliyetlerinin bölgedeki toprakları ve su kaynaklarını kirleteceğini, yaşamlarını olumsuz etkileyeceğini savunuyor. Kamulaştırma süreci sonunda Danıştay’ın acele kamulaştırmayı durdurması, halkın direnişine bir zafer niteliği taşıyor. İkizköy Muhtarı Nejla Işık, ‘İki şirket devleti arkalarına alarak 7 köyü babasının çiftliği gibi talan etmeye gelmişti’ diyerek, halkın direnişinin önemine vurgu yapıyor.
Bu durum, Türkiye genelindeki doğa ve yaşam alanlarını koruma mücadelesinde önemli bir örnek teşkil ediyor. İstanbul Barosu’nun yaptığı açıklama, kararın doğa ve yaşam alanlarını savunan yurttaşlar açısından önemli bir hukuki kazanım olduğunu belirtiyor. Halkın direnişi, doğaya sahip çıkma ve gelecek nesillere aktarılacak doğal kaynakları koruma bilincini güçlendiriyor.