Kahramanmaraş'ın Ezgi Apartmanı davası ve diğer deprem davalarının yılan hikayesi gibi uzaması, yaşam hakkı taleplerini bir kez daha acı bir şekilde gözler önüne serdi. 6 Şubat depremlerinde 35 kişinin hayatını kaybettiği bu trajik olayda, ailelerin adalete ulaşma çabaları, Adalet Bakanlığı önünde sürdürdüğü 4 günlük oturma eylemiyle somutlaştı. Bu eylem, sadece bir protesto değil, aynı zamanda devletin sorumluluktan kaçtığını ve hayatın değerini göz ardı ettiğini iddia eden bir meydan okumaydı.

Platform Sözcüsü Döne Kaya’nın başlatmış olduğu oturma eylemi, polis barikatları tarafından engellenmiş olsa da, ailelerin kararlılığı sarsılmazdı. Kahramanmaraş, Hatay ve Adıyaman’dan gelen aileler, “Afet değil katliam, adalet istiyoruz”, “Katilleri koruma” ve “Sesimizi duyan var mı” yazılı dövizlerle, yetkililere karşı duruşlarını güçlendirdiler. Bu eylemde, kayıp ailelerin acılarını ve öfke dolu duygularını dışa vurması, adeta bir dayanışma ağı oluşturdu.

Adalet Peşinde Aileleri Platformu Temsilcisi Celal Gezer, depremde hayatını kaybedenlerin trajik hikayelerini ve adaletin gecikmesinin yarattığı acıyı çarpıcı bir dille aktardı. Ezgi Apartmanı davasında sanıkların 700 günden fazla süredir firari olması, 13 ay hapiste kalarak tahliye edilmesi ve 876 yıla kadar hapsi istenenlere 8 yıl ceza verilmesi gibi detaylar, adaletin çarpıklığını gözler önüne serdi. Gezer, bu durumun sadece bir cinayet olmadığını, sorumluların hesap vermediği ve hayatın değerinin göz ardı edildiği bir durum olduğunu vurguladı. ‘Neden katliam?’ sorusunu sorarak, bazı kesimlerin insanları nasıl bir araç olarak kullandığını ve hayatlarını nasıl değersiz gördüğünü eleştirdi.

Gezer’in konuşmasında, Adana Beluk Apartmanı davası gibi başka davalarda da kamu görevlilerinin sanıklar için tutuklama kararı almasına rağmen firari kalmaları, adaletin nasıl bir karmaşayla sürdüğünü gösteriyordu. Ayrıca, komedyen Deniz Göktaş’ın tutuklanması ve Adıyaman’daki sanık Ramazan Turan’ın serbest dolaşması gibi olaylar, adaletin ne kadar kırılgan olduğunu ve sorumluların nasıl korunmaya çalışıldığını daha da acı bir şekilde ortaya koyuyordu. Gezer, Adalet Bakanı Akın Gürlek’e randevu talebini hatırlatarak, bakanın bu davaların sorumluluğunu üstlenmesini ve adaletin yerini bulmasını talep etti. Ailelerin, 53 binden fazla insanın hayatını kaybettiği bu trajedide, hak arama çabalarının sonuçsuz kalması ve yetkililerin seslerini duymaz hale gelmesi, adaletin nasıl bir engel olduğunu bir kez daha gösteriyordu.