Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy’un Ankara’nın Gölbaşı ilçesindeki Külhöyük kazılarında yaptığı heyecan verici bir açıklama, bilim dünyasını ve turizmseverleri ortak bir noktada buluşturdu. 66 milyon yıl önce Tetis Denizi kıyısında yaşamış bir Gastropoda fosilinin ortaya çıkarılması, bölgenin jeolojik geçmişine dair önemli bilgiler sunuyor. Bu keşif, Külhöyük’ün sadece dört bin yıllık Hitit kabının değil, aynı zamanda milyonlarca yıl öncesine uzanan bir tarih yelpazesine sahip olduğunu gösteriyor.
Külhöyük’te bulunan bu fosil, Külhöyük’ün geçmişini daha da aydınlatacak yeni araştırmaların başlangıcı niteliğinde. Bakan Ersoy’a göre, bu buluntu, Orta Anadolu’yu kaplayan Tetis Denizi’nin son evrelerine ait önemli bir kanıt. Fosil, 5 bin yıllık Hatti ve Hitit kenti Külhöyük’te, binlerce yıl önce yerleşime taşınmış olabilecek sakinlerinin yaşamına dair ipuçları barındırıyor. Cumhurbaşkanlığı Kararlı Kazı statüsünde yürütülen çalışmalar, Doç. Dr. Derya Yılmaz Tekin liderliğinde, Külhöyük’ün sırlarını çözmeye devam edecek.
Gastropoda, karından bacaklı canlılar olarak bilinen bir hayvan grubu. Bu fosil, Tetis Denizi’nin son dönemlerinde yaşamış olan bir salyangoza ait. Fosilin bulunması, Tetis Denizi’nin yaklaşık 250 milyon yıl önce Pangea süper kıtasının parçalanmasıyla ortaya çıktığını ve kuzeyde Lavrasya, güneyde ise Gondvana arasında yer aldığını hatırlatıyor. Bugünkü Akdeniz, Karadeniz ve Hazar çevresindeki deniz havzaları, Tetis’in kapanmasıyla şekillenen jeolojik sistemlerin kalıntıları olarak kabul ediliyor. Bu büyük okyanus sistemi, Afrika, Arabistan ve Hindistan levhalarının çarpışmasıyla küçülmüş ve günümüzdeki Akdeniz’e dönüşmüş.
Tetis Denizi’nin tabanında biriken denizel tortullar, günümüzde Türkiye’nin jeolojik yapısının temelini oluşturuyor. Bu tortullar, geniş alanlarda kireçtaşı oluşumlarına ve zengin fosil yataklarına yol açtı. Bu nedenle Tetis Denizi, Türkiye’nin jeolojik tarihini anlamak ve Akdeniz çevresindeki dağların nasıl oluştuğunu çözmek için kritik bir kavramdır. Bu yeni keşif, Külhöyük’ün jeolojik önemini daha da vurgularken, bölgenin turizm potansiyelini artırması bekleniyor.