Eğitim-İş sendikası, yeni eğitim öğretim yılının başlangıç gününde, eğitim sisteminin derin sorunlarına dikkat çekmek amacıyla Milli Eğitim Bakanlığı’nın önünde harekete geçti. Sendika temsilcileri, okul ortamının acil ihtiyaçlarını vurgulamak amacıyla, temizlik malzemeleri, okul görselleri ve beyaz önlükler gibi araçlarla güçlü bir mesaj iletmeyi amaçladı. Bu gösteri, mevcut sistemin çaresizliğine ve öğrencilerin karşı karşıya olduğu zorluklara dikkat çekmek için bir platform görevi gördü.
Genel Başkan Kadem Özbay’ın açıklamaları, mevcut eğitim modelinin sadece takvim üzerinde düzenlemelerle değil, temel sorunların çözülmesiyle ilerleyebileceğini vurguladı. Özbay, yeni dönemde öğretmenlere sunulan, talimatlarla dolu genelgelerin, mevcut sorunları çözmek yerine yalnızca kamuoyunu yanıltmaya yönelik olduğunu savundu. Sendika lideri, iktidarın eğitim alanındaki gerçek sorunları görmezden gelerek, yüzeysel çözümlerle örtbas etmeye çalıştığını ifade etti. Öğretmenlerin ve öğrencilerin karşılaştığı temel sorunlar, yetersiz kaynaklar, eksik imkanlar ve artan yoksullukla birlikte ortaya çıktı.
Özbay’ın eleştirileri, okulda yaşanan acı gerçekleri gözler önüne serdi: Öğrencilerin aç ve susuz okula gitmesi, eksik defterleri, ulaşım imkanlarının olmaması, kantinlerin erişilememesi gibi sorunlar. Bir çocuğun okula başlamak için ödediği maliyetin, 3 asgari ücrete denk geldiği vurgulanırken, bakanlığın iddialarının da gerçeklikle örtüşmediği belirtildi. Bakanların ‘kayıt parası yok’ açıklamaları, 20 bin liradan 100 bin liraya, hatta İstanbul'da 300 bin lira gibi astronomik rakamlara ulaşan bağış talepleriyle çelişiyordu. Bu durum, zorunlu gönüllü bağış düzeninin ortaya çıktığını ve devletin okulda gerçekten parasız eğitim olduğunu söyleyebilmesinin mümkün olmadığını gösteriyordu. ‘Öğrenci müşteri, veli finansör, devlet seyirci’ olarak tanımlanan bu durum, eğitim sisteminin temel sorunlarının çözülmediğini ve mevcut yapının çöküşün eşiğinde olduğunu ortaya koyuyordu.
Sendika ayrıca, ‘Çerçeve Yasa’nın eğitim ortamına dahil edilmesine ilişkin endişelerini dile getirdi. Eğitimcilerin, iktidarın propaganda aracı olarak kullanılmasına karşı duruş sergiledi. Özbay, sınıfların siyasi ajandaların meşrulaştırma alanı olmaması gerektiğini, toplumsal barışın laiklik ve yurttaşlık bilinciyle inşa edilmesi gerektiğini vurgulayarak, iktidarın eğitim sistemini manipüle etme girişimlerine karşı duruşunu netleştirdi. Eğitim-İş, sistemin yeniden yapılandırılması ve öğrencilerin haklarının korunması için kararlı bir şekilde mücadele etmeye devam edeceklerini açıkladı.