Türkiye’nin basın dünyasında önemli bir gelişme yaşanıyor. ETHA muhabiri Pınar Gayıp, uzun süren tutukluluk sürecinin ardından, 5 Şubat’ta başlayan ve 7 ayını hapishanede geçiren sürenin ardından İstanbul 23. Ağır Ceza Mahkemesi’nde ilk kez hakim önünde savunmasını yaptı. Mahkeme, savcının tutukluluğun devamını talep etmesine rağmen, Pınar Gayıp’ın adli kontrol şartıyla serbest kalmasına karar verdi.

Dava, Türkiye Komünist Partisi/Marksist Leninist (TKP/ML) ile ilgili iddialar üzerine kurulmuştu. Savcılık, Pınar Gayıp’ın “Silahlı Terör Örgütüne Üye Olma” suçundan cezalandırılmasını talep etmiş, etkin pişmanlık dahil 10 farklı ifade ve gizli tanık ifadeleri sunulmuştu. İddianamede yer alan ‘M1L1T2P5Z3’ adlı gizli tanık, ETHA’da muhabir olarak çalıştığını ve ETHA’ya haber gönderdiğini belirtmişti. Bu durum, gazetecinin haber verme faaliyetlerinin üzerine gidildiğini gösteriyor.

Savcılık, Pınar Gayıp’ın, Cumartesi Anneleri/İnsanları’nın önemli bir figürü olan Emine Ocak’ın cenaze törenine katmasını, “suç” olarak değerlendirmişti. Ayrıca, sosyal medya paylaşımlarında olduğu iddia edilen “örgütsel içerikli” paylaşımlar da iddianın temelini oluşturmuştu. Ancak, bu paylaşımların ne şekilde örgütle bağlantılı olduğu konusunda somut bir delil sunulmamıştı.

Mahkeme tarafından verilen adli kontrol şartıyla serbest bırakma kararı, Pınar Gayıp’ın avukatları tarafından memnuniyetle karşılandı. Bir sonraki duruşma ise 7 Aralık’ta düzenlenecek. Bu gelişme, basın özgürlüğü ve ifade özgürlüğü konularında yeniden tartışılmaya açılmasına neden olabilir.