Karadeniz'in turkuaz sularında, palamutun bereketli sürüsü beklenmedik bir bolluk yaratırken, bu durum balıkçıların beklentilerini boşa çıkardı. Teknelerin limanlara döndüğü kasa kasa palamutlarla dolu manzaralar, aslında balıkçıların yüzünde memnuniyeti değil, bir endişe habesi getirdi. Artan palamut arzı, üretici ve tüketici arasındaki fiyat farkını derinleştirdi, balıkçıların gelirlerini olumsuz etkiledi.
Doğu Karadeniz Su Ürünleri Kooperatifleri Bölge Birliği Başkanı Ahmet Mutlu, bu durumu değerlendirerek, balık fiyatlarının piyasa dengesini bozduğunu ve bu nedenle avlanmanın geçici olarak durdurulmasının gerektiğini vurguladı. Kilogram fiyatının 30-40 lira arasında seyrettiği palamutun, market tezgahlarında 100-125 lira gibi yüksek bir fiyata satılması, balıkçıların gözünde büyük bir adaletsizlik olarak değerlendiriliyor. Mutlu, 'Denize çıkışların geçici olarak engellenmesi, piyasanın nefes almasını sağlayacak ve daha sürdürülebilir bir gelir modeli oluşturulmasına katkı sağlayacaktır' açıklamasında bulundu.
Bu durum, özellikle küçük ölçekli balıkçı teknelerinin karşılaştığı zorlukları da göz önüne getiriyor. Yetersiz soğuk zincir ve depolama imkanları, balıkların tazeliğini korumasını engelliyor ve maliyetleri artırıyor. Mutlu, bu durumun balıkçıların rekabet gücünü zayıflattığını ve piyasa koşullarında hayatta kalmalarını zorlaştırdığını ifade etti. Mevcut koşullarda, balıkçıların maliyetlerini karşılayamaması ve tüketiciye sunulan fiyatlar arasındaki uçurum, piyasa düzeninin bozulduğunu gösteriyor.
Piyasanın dengelenmesi için, büyük ve küçük teknelerin ortak bir kararla birkaç günlüğüne denize çıkmaması gerektiği savunuluyor. Bu kısa süreli duraklama, yeni bir eylem planının hazırlanması ve uygulanması için bir fırsat sunacak. Deniz koşullarının balık açısından olumlu olduğunu ve ilerleyen aylarda av miktarının daha da artabileceğini belirten Mutlu, aynı zamanda hamsi açısından da olumlu işaretlerin bulunduğunu ve Rize'den Hopa'ya, Fatsa'dan Ünye'ye kadar küçük balıkçıların ağlarına hamsinin takılmasına şahitlik ettiğini ekledi. Bu durum, Karadeniz'in deniz ürünleri zenginliğinin sürdürülebilir bir şekilde yönetilmesi gerektiğini bir kez daha vurguluyor.