Kamu sektöründe yıllardır süregelen bir sorun, son olarak BASK tarafından kamuoyuna duyuruldu: Memur ve kamu işçileri arasındaki gelir farkının, çalışanlar arasında derin bir huzursuzluğa ve adaletsizliğe yol açtığı. Bağımsız Kamu Görevlileri Sendikaları Konfederasyonu (BASK) ve Anadolu Eğitim Sendikası Genel Başkanı Mehmet Alper Öğretici, bu durumun, kamu vicdanını sarsan bir eşitsizlik olduğunu vurgulayarak, acil bir çözüm çağrısında bulundu.

Öğretici, konunun odak noktasının, ağır çalışma koşullarında görev yapan tüm emekçiler olmadığını, özellikle aynı işi, aynı ortamda yapan memurlar ve kamu işçileri arasındaki farklara odaklanılması gerektiğini belirtti. Mevcut sistemde, yüksek lisans derecesine sahip memurların gelirleri ile, KPSS sınavından geçerek görevine başlayan ve daha sonra kadroya intikal eden, genellikle üniversite mezunu olmayan kamu işçilerinin gelirleri arasında uçurumlar oluştuğunu ifade etti. Bu durum, sistemin temel ilkelerinden sapmış, eğitim ve başarıya dayalı bir değerlendirme yerine, farklılıklar üzerinden ayrımcılığa yol açmıştı.

Açıklamalarında, memurların ortalama aylık gelirlerinin 70-80 bin lira civarında seyrederken, bazı kamu işçilerinin ikramiye, fazla mesai ve sosyal haklarla birlikte bu rakamın 95-125 bin lira hatta daha üzerine çıktığını dile getirdi. Bu durum, mevcut enflasyonist koşullarda, memurların alım gücünü ciddi şekilde düşürmüş ve kamu çalışanları arasında adaletsizliğin derinleşmesine neden olmuştu. Eğitimli, bilgili ve sorumluluk sahibi olan personelin motivasyonunu düşüren bu eşitsizlik, kamu hizmetlerinin kalitesini de olumsuz etkileme potansiyeli taşıyordu.

BASK Genel Başkanı, çözüm olarak eğitim, liyakat ve sorumluluk ilkelerinin ön plana çıkarılmasını, ücret politikalarının yeniden yapılandırılmasını ve kamu personel sisteminin bütüncül bir yaklaşımla ele alınmasını önerdi. Ayrıca, enflasyon nedeniyle yıllardır alım gücünü kaybeden memurların gelirlerinin telafi edilmesi gerektiğini vurgulayarak, adil bir ücret dengesinin sağlanmasının, kamu çalışanlarının motivasyonunu artıracak ve kamu hizmetlerinin kalitesini yükseltecek en önemli adım olacağını savundu. Bu çağrı, kamu yönetiminde daha adil ve kapsayıcı bir yaklaşımın başlatılması için bir dönüm noktası olabilir.