Küresel finans arenasında, yatırımcıların stratejileri sürekli olarak yeniden şekilleniyor. Son dönemde, uzun yıllardır carry trade işlemlerinin temelini oluşturan Japon yeni, dolar karşısında beklenmedik bir güçlenme yaşadı. Ancak bu durum, yatırımcıların alternatif arayışını tetikledi ve piyasalarda önemli dönüşümlere yol açtı. LSEG verileri, yenin dolar karşısında yüzde 6 oranında değer kazandığını gösteriyor ve bu artış, Japonya Merkez Bankası'nın (BOJ) faiz politikalarındaki esneklik mesajlarının bir sonucu olarak ortaya çıktı.
Yatırımcı pozisyonlarında da gözle görülür bir değişim yaşandı. 8 Eylül sonu haftasında, spekülatörler 10 bin 800 kontratlık net uzun pozisyona geçti ve bu, bir önceki haftanın 92 bin 200 kontratlık net kısa pozisyonuna büyük bir zıtlık oluşturuyor. Bu durum, yatırımcıların yenin gücüne olan inancını artırmış olmalarını gösteriyor. ABD Hazine Bakanı Scott Bessent'in, "Artık ev benim" açıklaması ise bu stratejik değişimin yatırımcılar arasındaki yaygınlığını vurguluyor.
Yendeki bu yükseliş, düşük faizli para biriminden borçlanarak daha yüksek getirili varlıklara yatırım yapan carry trade stratejisinin cazibesini azaltırken, yatırımcıların gözünü Çin yuanı ve Kanada doları gibi alternatiflere çevirdi. Bank of America'nın Asya döviz ve faiz oranları Başkanı Claudio Piron, Çin'deki deflasyonist görünümü Japonya'nın 20 yıl önceki Çin'e benzeterek, benzer ekonomik dinamiklerin yeniden ortaya çıkabileceğini öngörüyor. TD Securities ise Kanada dolarının yen karşısında daha cazip bir carry trade finansman para birimi haline gelebileceğini ve carry-volatilite oranlarının yenle karşılaştırılabilir seviyelere ulaşabileceğini belirtiyor.
Uzmanlar, carry trade'de yen döneminin tamamen sona erdiğini düşünmüyor. OCBC döviz stratejisti Chris Wong, "Bazı rotasyonlar görebiliriz" diyerek, BOJ'un faiz artırma kararlarının bile Japon faizlerinin küresel standartlara göre düşük kalacağını vurguluyor. BOJ'un çarşamba günü başlayacak iki günlük toplantısında politika faizini 25 baz puan artırarak yüzde 1,25'e çıkarması bekleniyor. Bu oran, ABD'deki faiz aralıklarının ve İngiltere ile Euro Bölgesi'ndeki faizlerin oldukça altında kalması, yatırımcıların yen yerine alternatif para birimlerine yönelmesine zemin hazırlıyor.