Türkiye’nin güvencesi olarak kabul edilen yapılar, bazen felaketlerin habercisi olabilir. Gaziantep’in İslahiye ilçesinde yaşanan Gözde Apartmanı vakası, 6 Şubat depreminde 25 canımızı alırken, aynı zamanda kamu görevlilerinin sorumluluğu ve hukuki süreçler üzerine önemli soruları da beraberinde getirdi. Bu trajik olay, inşaat sektöründeki denetimlerin ve mevzuatın etkinliğinin ne kadar kritik olduğunu bir kez daha gözler önüne serdi.
İslahiye Cumhuriyet Başsavcılığı’nın açtığı davada, eski İslahiye Belediyesi Fen İşleri Müdürü İsmet Yaltırık, “bilinçli taksirle birden fazla kişinin ölümüne ve yaralanmasına neden olma” suçundan yargılamanın konusu oldu. Davada, müteahhit, proje müellifi ve zemin etüt raporu hazırlayan jeoloji mühendisi gibi diğer isimler de yer alıyordu. Mahkeme heyetinin, davayı 6 Ocak 2027’ye erteleyerek, sanığın sorumluluğu ve dava sürecindeki bazı eksikliklerin giderilmesi için daha fazla zaman talep etmesi, sürecin karmaşıklığını ve bu tür vakalarda hukukun yavaş işlemesini gösteriyor.
Dava sırasında, müdahil ailelerin avukatları arasındaki görüş ayrılıkları da dikkat çekiciydi. Bir avukat, AFAD, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı ile belediyeler arasındaki koordinasyonun ve bu kurumların sorumluluğunun net bir şekilde belirlenmesinin önemine vurgu yaparak, cezai sorumlulukların değerlendirilmesi gerektiğini savundu. Diğer bir avukat ise, Arıkan Sitesi davasındaki bilirkişi raporunu hatırlatarak, yeni bir bilirkişi raporu talebinde bulundu. Bu farklı yaklaşımlar, davadaki hukuki belirsizlikleri ve soruşturmanın derinliği konusunda farklı düşüncelerin olduğunu ortaya koyuyordu.
Sanık Yaltırık, savunmasında, 1989’dan beri belediye bünyesinde görev yaptığını ve imar planları ve projelerin mevzuata uygunluğunun kontrol edildiğini ifade etti. Ancak, yapıların denetim ve malzeme kullanım sorumluluğunun fenni mesul ve projeyi yapana ait olduğunu vurgulayarak, suçlamayı kabul etmedi ve beraatini talep etti. Sanık avukatının “sadece kağıt üzerinde bir sorumluluk” ve “zaman aşımı” argümanları ise, davadaki en önemli tartışma noktalarından biri oldu. Mahkeme heyetinin bu argümanları değerlendirerek davayı ertelemesi, hukuki süreçlerin ne kadar karmaşık ve zaman alıcı olabileceğine işaret ediyor. Çağdaş Hukukçular Derneği'nin açıklamaları, bu sürecin sadece bir maddi hata olmadığını, aynı zamanda deprem dosyalarının ele alınışındaki özen ve ciddiyet eksikliğini de gözler önüne serdi.