Ege’nin derin tarihine ışık tutan heyecan verici bir keşif yapıldı! İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin desteğiyle yürütülen Liman Tepe arkeolojik kazıları, 5 bin yıllık bir döneme ait önemli izler bırakarak, antik Urla’nın gizli sırlarını gün yüzüne çıkarıyor. Bu çabalar sonucunda, yerleşim yerinin su yönetimi sistemine dair ilk bulgulara ulaşıldı, bu da bölgenin geçmişine dair yeni soruları beraberinde getiriyor.
Kazı ekibi, 2026 yılı programı kapsamında yürütülen çalışmaların bir parçası olarak, 7 bin yıllık geçmişe sahip Urla’nın kalbinde bulunan Liman Tepe’de kapsamlı bir çalışma başlattı. Bu proje, 19 milyon 665 bin 625 lira bütçeli, Kültür ve Turizm Bakanlığı ve Ankara Üniversitesi işbirliğiyle gerçekleştiriliyor. Ekipten oluşan 35 bilim insanı, antik yerleşim yerinin sokaklarını, devasa ‘uzun evlerini’, etkileyici surlarını ve özellikle dikkat çeken su sistemini inceleyerek, bölgenin tarihine ve kültürel yapısına dair değerli bilgiler edinmeyi hedefliyor.
Kazıların en çarpıcı bulgularından biri, antik yerleşimde bulunan taşlarla inşa edilmiş karmaşık drenaj sistemi oldu. Farklı yüksekliklerdeki teraslar arasında, suyun kontrollü bir şekilde yönlendirilmesini sağlayan kanallar tespit edildi. Bu sistem, yağmur sularını toplayıp, belirli bir noktaya kanalize etmek amacıyla oluşturulmuş, Ege ve Batı Anadolu’da nadiren rastlanan bir mimari harikadır. Uzmanlar, bu sistemin, içme suyu ihtiyacını karşılamayı amaçlayan bir su tahdit sistemi olabileceğini düşünüyor. Taşlarla inşa edilen bu drenaj ağı, sadece suyun akışını sağlamakla kalmayıp, aynı zamanda antik Urla’nın su yönetimi konusundaki bilgi birikimini de gözler önüne seriyor.
Ek olarak, kazılar sırasında ortaya çıkarılan ‘uzun evler’ de büyük bir ilgi uyandırdı. Bu devasa yapılar, 25 metreden uzun ve yaklaşık 5 metre genişliğinde olup, aynı zamanda atölye-ev olarak da tanımlanıyor. Evlerin giriş bölümünde bulunan büyük çömlekler, su, tahıl veya diğer ürünlerin depolanması için kullanılmış olabileceğini gösteriyor. Kazı ekibi, bu çömleklerden elde edecekleri örnekleri, botanikçiler ve mikromorfolojik araştırmacılarla birlikte inceleyerek, içeriklerini ve depolama yöntemlerini anlamaya çalışıyor. Bu çalışmalar, antik Urla’nın ekonomik faaliyetlerini ve günlük yaşamını daha iyi anlamamızı sağlayacak önemli veriler sunabilir.