Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, Suriye'de önemli bir dönüm noktasına işaret eden gelişmeleri değerlendirdi. Bakan Göktaş, Suriyeli yetkililerin, Türkiye'nin deneyimlerinden ilham alarak, ülkedeki terk edilmiş bebeklerin korunması ve yetiştirilmesi sürecinde koruyucu aile modelini benimsemeye başladığını duyurdu. Bu uygulama, ailelerin sıcak bir ortamda çocuklara bakma ve onları yeniden ailelerine kavuşturma konusunda Türkiye'nin uzun yıllardır süren başarılı çalışmalarının bir göstergesi olarak değerlendiriliyor.
Bakan Göktaş, bu yaklaşımın, Türkiye'nin insan haklarına ve sosyal adalete olan bağlılığının bir yansıması olduğunu vurguladı. Koruyucu aile sisteminin, çocukların sağlıklı bir gelişim göstermesi için kritik önem taşıdığını ve bu sistemin, Türkiye'nin sosyal politikalarındaki yenilikçi ve şefkatli yaklaşımın bir sonucu olduğunu belirtti. ‘Hiçbir şey şefkatin ve sağlıklı bir aile sıcaklığının yerini tutamaz’ sözleriyle, koruyucu aile modelinin temel amacına dikkat çekerek, her çocuğun eğitim, gelişim ve sosyal hayatta başarılı olmasının öncelikli olduğunu ifade etti.
Gelişmeler, özellikle Suriye'deki karmaşık insani koşullar göz önüne alındığında dikkat çekici. Bakan Göktaş, Suriye'deki mevcut zorluklara rağmen, Türkiye'nin bölgedeki rolünün ve insanlığa yönelik sorumluluklarının farkında olduğunu ve bu nedenle de benzer sorunlarla mücadelede örnek bir model sunmaya devam etmeyi hedeflediklerini vurguladı. Suriye'ye yönelik destek politikalarının, sadece yardım sağlamakla kalmayıp, aynı zamanda yerel yönetimlerin kapasitesini güçlendirme ve sürdürülebilir çözümler üretme amacını taşıdığını da ekledi.
Bakan Göktaş ayrıca, Türkiye'nin yaşlı bakımı, huzurevleri ve gündüz aktif yaşam merkezleri gibi alanlardaki çalışmalarını da vurgulayarak, toplumdaki değişen ihtiyaçlara cevap veren ve yaşlıların yalnızlık sorununu çözmeye yönelik projelerin önemine dikkat çekti. 65 yaş üstü 1,8 milyon vatandaşın, özellikle de %20,5 gibi yüksek oranla tek başına yaşayanların varlığı, bu alandaki yatırımların aciliyetini ortaya koymaktadır. Bu bağlamda, yerel yönetimlerle iş birliği yaparak açılan gündüz aktif yaşam merkezleri, yaşlıların sosyal hayata katılımlarını desteklemekte ve onların yaşam kalitesini artırmaktadır. Ayrıca, dijital bağımlılık ve sosyal medya kullanımı konusundaki endişeleri dile getirerek, çocukların ekran başında geçirdiği süreyi sınırlama ve bu konuda bilinçlendirme çalışmalarının önemine de vurgu yaparak, e-Devlet üzerinden kontrollü bir sistemin hayata geçirilmesi gerektiğini ifade etti.