İstanbul Fuar Merkezi’nde düzenlenen SAHA EXPO 2026 Uluslararası Savunma, Havacılık ve Uzay Sanayi Fuarı’nın kapanış programında Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye’nin savunma sanayiindeki muazzam gelişimine ışık tuttu. Erdoğan, bu fuarın sadece bir sergi değil, aynı zamanda Türkiye’nin geleceğin savunma stratejilerini şekillendirme çabasının bir parçası olduğunu vurgulayarak, ülkenin istiklal ve istikbaline dair kararlı duruşunu bir kez daha ortaya koydu.
Başkan Erdoğan, Türkiye’nin savunma sanayiinde artık sadece bir takipçi değil, aynı zamanda yenilikçi bir güç haline geldiğini belirterek, “Türkiye, yeni nesil milli muharip uçağını, insansız savaş uçağını, helikopterini, elektronik harp sistemlerini, uydu teknolojilerini, hava savunma sistemlerini ve radarını geliştiren; tankını, roketini, füzesini, zırhlı araçlarını, savaş gemisini ve insansız deniz araçlarını imal ve inşa eden bir ülkedir. Denizin derinliklerinden uzayın boşluğuna kadar her kademede kendi imzasını taşıyan yazılım, platform ve sistemleri geliştirebilen bir devlettir.” şeklinde konuştu. Bu ifadeler, Türkiye’nin savunma sanayiindeki yetkinliğinin ve teknolojik bağımsızlığının altını çizdi.
2025 yılında savunma ve havacılık sektöründe kaydedilen 10 milyar doların üzerindeki ihracat rakamı, bu dönüşümün somut bir göstergesi olarak öne çıktı. Nisan ayı verileri, bu ivmenin devam ettiğini ve Türkiye’nin savunma sanayiinin küresel arenada giderek daha fazla söz sahibi olduğunu ortaya koydu. Özellikle, SAHA’nın 2 milyar 871 milyon dolarlık ihracatı, 23 yıl önceki 248 milyon dolarlık rakamı aşmanın, Türkiye’nin ekonomik ve askeri gücündeki büyük bir sıçramayı temsil ettiğini gösterdi. Bu başarı, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın liderliğinde hayata geçirilen stratejik yatırımların ve vizyonun meyvesi olarak kabul ediliyor.
Türkiye’nin savunma sanayiindeki başarısının ardında, gençlerin bu alandaki bilinincinin artırılması ve eğitimlerinin desteklenmesi yatıyor. Ayhan Küçük gibi deneyimli isimler, savunma sanayiinin saldırı amaçlı değil, savunma amaçlı olduğunu ve insanı koruma odaklı bir anlayışa sahip olduğunu vurgulayarak, bu bilincin genç nesillere aktarılması gerektiğini savundu. İTÜ ve STM gibi kuruluşların geliştirdiği yerli ve milli denizaltı projeleri, bu bilincin somut bir örneği olarak öne çıktı. Özellikle, yüzde 80 yerlilik oranına sahip Datum Denizaltı Teknolojileri A.Ş.’nin tanıttığı mini denizaltı ve STM’nin ALPAGU-B projesi, Türkiye’nin denizaltı teknolojilerindeki yetkinliğinin bir göstergesi olarak dikkat çekti. GÖLGE İHA’nın test uçuşlarında başarıyla tamamlanması ise, Türkiye’nin hava savunma sistemlerindeki yenilikçi yaklaşımını bir kez daha ortaya koydu.