İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin davalarında yer alan sanık Murat Gülibrahimoğlu’nun mahkeme huzuruna sunulan, ‘itirafçı olmak istiyorum’ tezlerinin arkasına saklanan karmaşık bir gerçeğin yüzleşmesine sahne oldu. Avukat Abdullah Kaya’nın açtığı davanın ilk aşamasında, müvekkilinin adına imza attığı iddia edilen dilekçenin, aslında mahkeme tarafından incelenecek bir yanılsama olduğu ortaya çıktı.

Olay, avukat Kaya’nın, müvekkilinin iradesi dışında, Avukat Buğra Doğutepe tarafından hazırlanmış bir belgenin mahkemeye sunulmasıyla başladı. Bu belgede, Gülibrahimoğlu’nun ‘itirafçı olma’ niyetinin dile getirildiği, tutuklanma güvencesi ve rüşvet karşılığında beyanlarda bulunma taleplerini içeriyordu. Ancak, avukat Kaya, belgenin tamamen sahte olduğunu, müvekkilinin imzasının da taklit edildiğini iddia ederek derhal bir suç duyurusunda bulundu.

Mahkeme, bu durumun ciddiyetini kavrayarak, sosyal medyada dolaşan 26 Mayıs 2025 tarihli belgenin, Gülibrahimoğlu’nun bilgisi ve onayına gerek kalmadan, tarafsız bir şekilde oluşturulduğunu tespit etti. Avukat Doğutepe’nin bu usulsüzlükle suçlandığı ve mahkemeye sunulan delillerle birlikte şikayetinin de tarafına iletildiği açıklandı. Bu durum, hukuki süreçlerde kullanılan belgelerin orijinalliğinin ne kadar önemli olduğunu bir kez daha gözler önüne serdi.

Olay, sadece Gülibrahimoğlu’nun savunmasında değil, hukuk camiasında da geniş yankı uyandırdı. Avukat Kaya, Doğutepe’nin belgede sahtecilik yaptığı ve müvekkilinin haklarını ihlal ettiği iddiasıyla birlikte, hakkında yasal süreçlerin başlatılmasını talep etti. Bu durum, adalet sisteminin sağlıklı işleyişi ve delil değerlendirme süreçlerinin titizliği konusunda önemli bir ders niteliği taşıyor.