Türkiye ekonomisinin omurgası olarak kabul edilen hazır giyim ve tekstil sektörü, son dönemde yaşanan üretim maliyetlerindeki artış ve talepteki daralmayla adeta bir krize sürüklendi. Ülkenin üretim kaleleri olan fabrikalar, kepenk kapatma sürecini hızlandırırken, bu durum sektördeki atıl kapasite oranlarının artmasına ve ekonomik dengeler üzerinde ciddi etkiler yaratmasına neden oluyor. Her ay ortalama 1-2 fabrikanın kapanması, sektör için bir alarm zili gibi çalıyor.

Türkiye İhracatçılar Meclisi Başkan Vekili Ahmet Öksüz, sanayileşmenin önemine dikkat çekerek, Türkiye’de sanayinin ekonomideki payının gerilediğini vurguladı. “Sanayisizleşme hakikaten büyük bir sıkıntı” diyen Öksüz, mevcut yatırım ortamının olmamasının ve yeni tesislerin açılmaması nedeniyle tesislerin kapanma sürecinin devam ettiğini, kaybedilen tesislerin de yerine gelmediğini belirtti. Sadece bir bölüm firmanın kapatmayı tercih ettiğini ve bu durumun sektör için ciddi bir kayıp oluşturduğunu ifade etti. Üretimde yüzde 60 kapasiteyle çalışıldığını ve atıl kapasitenin yüzde 40'ın üzerine çıktığını belirterek, bu durumun sektörün sürdürülebilirliğini tehdit ettiğini vurguladı.

Sektör temsilcileri, mevcut şartlarda talep karşılayacak kapasitenin olmadığını, döviz kurundaki dalgalanmaların ve enflasyonist baskının da maliyetleri artırarak üreticileri zor durumda bıraktığını kaydetti. Özellikle pamuk fiyatlarındaki aşırı artış, müşterilerin satın alma gücünü düşürerek sürdürülebilirliği olumsuz etkiliyor. Orta Anadolu Denim gibi alanında önde gelen bir firmaya olan yakın tarihli kapanma, sektördeki genel tabloyu daha da çarpıcı bir şekilde gözler önüne serdi. Bu tür büyük firmaların kapanması, sadece iş kayıplarına değil, aynı zamanda üretim kapasitesindeki bir boşluğun oluşmasına da yol açıyor.

Bu zorlu koşullarda, sektör temsilcileri hem iç pazarda hem de dış pazarlarda rekabet edebilmek için yeni stratejiler geliştirmeye çalışıyor. Mısır ve Suriye gibi bölgelerde yatırım yapma gerekliliğine dikkat çekilirken, Çin gibi küresel oyuncuların bu pazarlardaki etkisinin de göz ardı edilmediği belirtiliyor. Ancak, döviz kurundaki geçmişten gelen yük ve faizlerin yüksekliği, sektörün bu stratejik yatırımları yapabilmesini zorlaştırıyor. Yeni bir ekonomik programın, bu sorunlara çözüm getireceği umut ediliyor.