İstanbul’un siyasi arenasında yaşanan son gelişmeler, Vali Davut Gül’ün seçim süreçlerine ilişkin açıklamalarının ardından YENİ Parti’den güçlü bir tepkiye sahne oldu. Vali Gül’ün, Üsküdar seçimleriyle ilgili kullandığı dil, özellikle 'Gültekin’in ‘G’sini 6, Ziya’nın ‘Z’sini 2 olarak okuduğu seçim' gibi ifadeleri, YENİ Parti’nin öfkesini üzerine çekti. Bu durum, Vali’nin seçim kararlarının arka planını ve sürecin şeffaflığını sorgulayan bir tartışma başlatırken, YENİ Parti’nin de bu konudaki endişelerini dile getirdiği bir olay olarak kayıtlara geçti.

YENİ Parti Grup Başkanvekili Murat Emir, Vali Gül’ün bu açıklamalarına sert bir şekilde yanıt verdi. Emir, Vali’nin bu kadar detaylı ve ‘çarpıtılmış’ bir şekilde yanıt vermesini, kamu görevlisi olarak taraflılığının açık bir göstergesi olarak değerlendirdi. Özellikle, Vali’nin ‘siyasi tartışmaların dışındayım’ demesiyle, bu kadar ince ayrıntıları takip etmesi ve aynı zamanda çarpıtarak yanıtlamaya çalışması, Emir’in eleştirilerine malzeme oldu. YENİ Parti, Vali’nin bu yaklaşımını, seçim kararlarının şeffaflığını ve adil bir şekilde yürütülmesini hedef alan bir algı operasyonu olarak yorumladı.

Emir’in açıklamaları, Vali Gül’ün seçim kararlarının ardındaki motivasyonların sorgulanmasına yol açtı. YENİ Parti, Vali’nin önceden, “grubu olmayanlar belediyeye giremez” şeklinde bir yazı göndererek, daha sonra YENİ Parti grup kurunca “meclis üyeleri dışında kimse giremez” şeklinde değiştirildiğini hatırlatarak, Vali’nin bu tutarsızlığının, seçim kararlarının siyasi bir arka planı taşıdığının kanıtı olduğunu savundu. Ayrıca, Vali’nin dört gün arayla farklı yazılar göndermesi ve bu konuda herhangi bir açıklama yapmaması, YENİ Parti tarafından da eleştirildi.

YENİ Parti’nin bu tepkisi, İstanbul seçimlerinin sürecinde yaşanan karmaşık dinamikleri ve siyasi aktörlerin farklı stratejilerini gözler önüne serdi. Vali Gül’ün ‘ince ayrıntılar’a odaklanması ve bu ayrıntıları çarpıtarak yorumlaması, seçim kararlarının arka planını belirsizleştiren bir durum yaratırken, YENİ Parti’nin bu durumu, şeffaflık ve hesap verebilirlik talebiyle birleştirerek, kamuoyuna iletmeye çalıştı. Bu olay, seçim sürecinde kamuoyunun dikkatini çekerek, seçim kararlarının nasıl alındığını ve hangi gerekçelerle uygulandığını sorgulama ihtiyacını artırdı.