Rusya'nın değişen göçmenlik stratejileri, Orta Asya’dan gelen iş gücünün akışını hızlandırıyor. Son dönemde, Özbekistan’dan gelen işçilerin ülkelerine dönüşü, özellikle Rusya’daki yeni düzenlemeler ve artan ekonomik baskılarla doğrudan bağlantılı. Özbekistan Göçmenlik Kurumu’nun raporlarına göre, 25 Ağustos ile 5 Eylül tarihleri arasındaki dönemde, 96 binden fazla Özbek vatandaşının ülkesine geri döndüğü göz önüne alındığında, bu durumun kapsamlı bir dönüş hareketi olduğunu açıkça ortaya koymaktadır.
Bu geri dönüşün ana itici gücü, Rusya’da uygulanan sert göç politikaları ve ekonomik dalgalanmalardır. Rus Ruble’sinin değer kaybetmesi, enflasyonun yükselmesi ve güvenlik konusundaki endişeler, Özbek işçilerin yaşam koşullarını olumsuz etkilemiş ve ülkeyi terk etme kararlarını hızlandırmıştır. Ayrıca, 26 Temmuz’da yürürlüğe giren yeni göçmen yasası, yabancı işçilerin gelir düzeylerini ciddi şekilde kısıtlayarak, yaşam standartlarını düşürmüş ve bu durum, birçok Özbek’in Rusya’da kalmasını imkansız hale getirmiştir.
Yasal düzenlemenin detayları, yabancı işçilerin kendileri ve bakmakla yükümlü oldukları aile üyeleri için bölgesel asgari geçim sınırının üzerinde bir gelir elde etmeyi zorunlu kılmıştır. Moskova gibi büyük şehirlerde, dört kişilik bir ailenin bile aylık 100 bin Ruble’nin üzerinde gelir elde etmesi, birçok göçmen işçi için ülke içinde geçinmeyi neredeyse imkansız hale getirmiştir. Bu durum, çalışma izinlerinin iptali ve 15 günlük bir süre içinde ülkeyi terk etme zorunluluğu ile sonuçlanmış, büyük bir dönüş dalgasına yol açmıştır.
Özbek hükümeti, bu zorlu süreçte Özbek vatandaşlarına destek olmaya çalışmaktadır. Rusya’daki temsilcilikler aracılığıyla maddi yardımlar sağlamakta, geri dönen işçiler için istihdam imkanları yaratmaktadır. Ancak, inşaat, lojistik, temizlik ve belediye gibi sektörlerde yoğunlaşan Özbek işçilerin Rusya’dan ayrılması, Rusya’nın işgücü piyasasında ciddi bir açığı oluşturmaktadır. 2,5 milyonun üzerinde açık pozisyon bulunan Rus işgücü piyasasında, bu yeni göç dalgası, sektörlerdeki personel eksikliğini daha da derinleştirecek ve ekonomik faaliyetlerde aksamalara neden olabilir.