Türkiye’nin konut sektörü, uzun yıllara dayanan bir geçmişe sahip ve bu alandaki yapı stoğu, ülkenin geleceği açısından kritik bir öneme sahip. TMMOB İnşaat Mühendisleri Odası Adana Şube Başkanı Hıdır Çak, bu konut stoğunun durumuna dair çarpıcı verileri kamuoyuyla paylaşıyor. Yapılan son değerlendirmeler, Türkiye’nin yaklaşık 36 milyon konuta ulaştığını, ancak bu sayının tamamının aktif olarak kullanıldığını göstermiyor. Aktif kullanımda olan konut sayısı yaklaşık 26 milyon civarında bulunuyor.

Çak, özellikle 1980-2000 yılları arasında inşa edilen çok katlı yapıların, günümüz standartlarına göre riskli olabileceğine dikkat çekiyor. Bu dönemde inşa edilen yaklaşık 6-7 milyon konutun, ‘risk havuzu’ olarak adlandırılan bir kategoriye girdiği belirtiliyor. Bu durum, Türkiye’nin deprem riskine karşı alınması gereken önlemlerin önemini bir kez daha gözler önüne seriyor. Mevcut yapıların, deprem performans analizleri ile birlikte detaylı bir şekilde değerlendirilmesi gerektiği vurgulanıyor.

Risk analizlerinin yapılması sürecinde, binaların karot ve profometre gibi yöntemlerle incelenerek laboratuvar ortamında detaylı mühendislik çalışmaları yapılması gerekiyor. Elde edilen veriler, bilgisayar ortamında modelleme yapılarak deprem etkilerine karşı binanın nasıl tepki vereceği belirleniyor. Eğer bir binanın riskli olduğu tespit edilirse, öncelikle güçlendirme yöntemlerine başvuruluyor. Ancak, güçlendirme maliyetinin yüksek olması durumunda, binanın yıkılıp yeniden yapılması en uygun çözüm olarak değerlendiriliyor. Bu yaklaşım, özellikle riskli bölgelerde ve yoğun yapılaşmanın yaşandığı alanlarda uygulanabilir bir strateji sunuyor.

Çak, risk havuzundaki konutların tek tek değerlendirilmesinin yanı sıra, ada veya mahalle bazlı kentsel dönüşüm projelerinin de uygulanmasını öneriyor. Bu strateji, özellikle çok sayıda riskli binanın yoğunlaştığı bölgelerde, bölgenin yeniden planlanması ve güvenli hale getirilmesi için en etkili çözüm olabilir. Kentsel dönüşüm projeleri, sadece yapısal riskleri ortadan kaldırmakla kalmayıp, aynı zamanda bölgedeki yaşam kalitesini de artırabilir.