Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı'nın başlattığı kapsamlı soruşturma, Ankara'da yürütülen 'Alihan Kuriş çıkar amaçlı suç örgütü' iddianın da içine çekilmesinin ardından yeni boyutlar kazanıyor. Eski Ulaştırma Bakanı Arif Ahmet Denizolgun'un ani ölümü, artık sadece bir cinayet soruşturması olmaktan çok daha fazlası haline geldi. Soruşturma kapsamında alınan tanık ifadeleri, Kuriş'in liderliğine yönelik güçlü bir hırs ve cemaat içinde karmaşık ilişkilerin ortaya çıkmasına neden oluyor.

İfadelerden elde edilen bilgilere göre, iş insanı M.K., 17-25 Aralık olaylarından kısa bir süre önce Arif Ahmet Denizolgun ile iletişim içinde bulunmuş. Denizolgun'un, Fetullah Gülen'den mektup alarak birlikte hareket etme teklifini kabul etmeyi düşündüğünü, ancak daha sonraki gelişmelerin bu planı suya düşürdüğünü belirtmiş. M.K., bu teklifin devlete ve hükümete karşı bir işbirliği için yapıldığını, 17-25 Aralık olaylarının ardından anladığını ifade ediyor. Bu durum, Denizolgun'un ölümüyle ilgili şüpheli bir senaryo oluşturuyor; Kuriş'in cemaat liderliğine yükselmesi için Denizolgun'un ortadan kaldırılması gerektiği iddiaları güç kazanıyor.

Soruşturmanın bir diğer önemli tanığı Y.K., Kuriş'in paraya düşkünlüğünü ve cemaate geçme arzusunu vurguluyor. Y.K., Denizolgun'un ölümüyle ilgili şüpheliliğin Kuriş ve annesi Ayşe Gülderen'in de bu konuda beyanlarda bulunmasıyla daha da belirginleştiğini belirtiyor. Y.K.'nın iddiasına göre, Kuriş'in cemaat liderliğine ulaşması için Denizolgun'un ölümü kaçınılmaz bir sonuç olmuş ve bu durum, Kuriş'in FETÖ tarafından desteklendiği yönünde güçlü iddialara zemin hazırlıyor.

Tanık R.Ş.'nin verdiği ifadeler ise olayla ilgili en çarpıcı detayları içeriyor. R.Ş., Denizolgun'un kendisini öldürmeye yönelik tehditler aldığını ve cemaat içinde Kuriş'in liderlik hırsının yoğunlaştığını aktarıyor. R.Ş., Kuriş'in, cemaat liderliğine gelmesi için Denizolgun'un ölmesinin tek seçenek olduğunu savlıyor ve hatta Kuriş'in, Denizolgun'u zehirlemeyi bile düşündüğünü iddia ediyor. R.Ş., FETÖ'nün Arif Ahmet Denizolgun'u devletin yanında tutma amacının, Kuriş'in cemaat liderliğine yükselmesini sağlamak için bir strateji olduğunu belirtiyor ve Kuriş'in bu işin içinde olan kişilerin kimler olduğunu net bir şekilde bildiğini ifade ediyor. Bu iddialar, soruşturmanın yönünü tamamen değiştirerek, Kuriş'in etrafındaki karmaşık ilişkileri ve potansiyel komploları ortaya çıkarmaya yönelik bir odak noktası oluşturuyor.