Yeni bir akademik yılın başlamasıyla birlikte, eğitim sistemindeki temel sorunlar yeniden göz önüne seriliyor. Okullarda güvenlik, temizlik ve beslenme gibi kritik alanlarda yaşanan eksiklikler, öğrencilerin ve öğretmenlerin eğitim ortamını olumsuz etkilemeye devam ediyor. Milli Eğitim Bakanlığı’nın (MEB) yeni dönem genelgesi, ‘Güvenli Okul İklimi’ hedefine odaklanırken, bu hedefe ulaşmanın önündeki engeller tartışılıyor.
Yeni dönemde güvenlik önlemlerinin artırılması amaçlanmasına rağmen, geçen yıl yaşanan saldırılar ve güvenlik personeli eksikliği, okullardaki riskleri azaltmada yetersiz kalmış durumda. Kadrolu güvenlik görevlisi istihdamının sağlanması, öğrencilerin can güvenliğini sağlamak için hayati önem taşıyor. Ancak, mevcut geçici istihdam modelleri, uzun vadeli ve sürdürülebilir çözümler sunmuyor. Bazı programların mart ayında sona erecek olması, temizlik hizmetlerinin nasıl devam edeceğinin belirsizliğine yol açıyor.
Ekonomik zorluklar, öğrencilerin okulda beslenmesini de ciddi bir sorun haline getiriyor. İstanbul’da kantin tarifelerinde yaşanan fiyat artışları, tost-ayranın 130 liradan, tavuk dönerin 145 liradan, üç çeşit tabldot yemeklerin 245 liradan ve dört çeşit yemeklerin 285 liraya yükselmesiyle birlikte, öğrenciler için sağlıklı ve uygun fiyatlı beslenme imkanları azalmış durumda. Eğitim-İş İstanbul 2 No’lu Şube Başkanı Kadir Toruş, bu durumu ‘şiddet, hijyen ve ekonomik sorunların ağırlaşarak taşındığı’ bir tablo olarak değerlendiriyor.
Toruş, güvenlik personeli eksikliğinin yanı sıra, temizlik hizmetlerinin de yetersiz kaldığını vurguluyor. Mevcut kadrolu temizlik personeli sayıları, okullardaki temizlik ihtiyacını karşılamakta yetersiz kalıyor. Geçici istihdam modelleri, sorunu çözmek yerine, daha da karmaşık hale getiriyor. Eğitim-İş İstanbul 2 No’lu Şube Başkanı, parasız, nitelikli ve kamusal eğitimin anayasal bir hak olduğunu ve devletin bu haktı savunması gerektiğini belirtiyor. Bütçenin doğrudan okullara aktarılması ve kadrolu personel atanması gerektiği vurgulanıyor. Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’in öğretmenlere yönelik önlük dayatması ve suni gündemler üretmesi ise eğitimin gerçek sorunlarının göz ardı edilmesine neden olarak eleştiriliyor.