Kamuoyunun dikkatini çeken son gelişmeler, hükümetin sıkça dile getirdiği tasarruf hedeflerine paralel olarak, gelecek yıllarda kamuya alınacak araçların maliyetlerinin belirlenmesiyle ilgili yeni bir genelge yayınlanmasıyla şekilleniyor. 2027-2029 dönemini kapsayan yatırım programı hazırlıklarında, Cumhurbaşkanlığı Genelgesi ve rehber ile birlikte, mevcut durumun yeniden vurgulandığı görülüyor. Geçmişte benzer bir yaklaşım sergilenmiş ve bu yıl da ‘proje bazında ödenek teklif ve tahsislerinde öncelikli projelerden en kısa sürede tamamlanabilecek olanlara öncelik verileceği’ ifadesi tekrarlandı.
Genelgenin temel vurgusu, tasarruf tedbirlerinin uygulanması ve zorunlu haller dışında yeni yatırım projelerinin eklenmemesi yönündedir. Ancak, bu yaklaşım, gelecek yıl alınacak milyonlarca liralık taşıt alımlarının devam etmesiyle çelişmektedir. Bu durum, kamuoyunda ‘ezber’in tekrarlandığı ve gerçek ihtiyaçların göz ardı edildiği algısı yaratmaktadır. Rehberde, taşıt alımlarının sadece acil ihtiyaçlar için yapılabileceği ve alım bedellerinin ‘tahmini taşıt alım bedelleri listesi’ne’ göre belirleneceği belirtilmektedir. Bu liste, binek otomobiller için 2 milyon 248 bin lira gibi yüksek bir maliyeti işaret etmektedir.
Bu yüksek maliyet, vergi öncesi alım bedeli olarak belirtilmiş olsa da, tasarruf söylemiyle bu durum arasındaki çelişki ortadan kalkmamaktadır. Genelge, 2027-2029 dönemi yatırım tekliflerinin 2027 yılı fiyatlarıyla hazırlanmasını ve yıllık ortalama döviz kurunun 56.05 lira olarak kullanılmasını öngörmektedir. Bu durum, gelecekteki yatırım maliyetlerinin döviz kuruna karşı hassasiyetle hesaplanacağını göstermektedir. Rehberin ekinde yer alan ‘2027-2029 Dönemi Tahmini Taşıt Alım Bedelleri Tablosu’, kamuoyuna bu maliyetlerin somut bir örneğini sunmaktadır.
Sonuç olarak, genelgenin yayınlanması, iktidarın tasarruf söylemi ile kamu yatırımları arasındaki gerilimi daha da belirgin hale getirmektedir. Bu durum, yatırım stratejilerinin ve kamu kaynaklarının daha dikkatli ve şeffaf bir şekilde değerlendirilmesini gerektirmektedir. Kamuoyunun beklentisi, iktidarın tasarruf hedeflerine ulaşırken, aynı zamanda kamu hizmetlerini ve ihtiyaçlarını da göz ardı etmemesidir. Bu dengeyi sağlamak, hükümetin önümüzdeki dönemde göstereceği en önemli başarının göstergesi olacaktır.