Eski bir bereketin kalıntıları, 250 dönümlük bir tarlada, umutsuzluğun acı simgesi olarak duruyor. Üreticinin elleri boş, pazarda 10-15 liradan satılan karpuzların tarlada çürüme noktasına geldiği bu acıklı tablo, ekonomik zorlukların insan hayatındaki yıkıcı etkisini gözler önüne seriyor. Doğan Karahan isimli üretici, tarlasından topladığı ürünlerin para etmemesi nedeniyle, “Gelsinler bedava alsınlar, hiç olmazsa ölmüşlerimize bir dua okurlar” diyerek, yardım bekliyor.
Yüksek verime rağmen, piyasadaki durgunluk ve komisyoncuların ilgisizliği, Karahan’ı çaresizliğe sürüklemiş. Ektiği tohumlar, umutla büyümüş, ancak hasat zamanında beklenen desteği alamamış. 2 bin 500 ton karpuz, tarlada bekletilmek zorunda kalınırken, bu durum hem üreticinin hem de ürünün değerini ciddi şekilde düşürüyor. Komisyona gönderilen mahsullerden beklenen kazancı elde edilemeyince, üretici toplama maliyetini karşılayamaz hale gelmiş ve tarladaki hasadı, çürüme tehlikesiyle karşı karşıya bırakılmış.
Karahan’ın anlattığına göre, “Ekmek davasına ‘kazanırım’ diyerek ekildi. Şimdi rezil olundu. Para etmedi; komisyona gönderildi, yine olmadı. 250 dönüm bu tarla, karpuz olduğu gibi kaldı. Sadece 7-8 araba sardı veya sarmadı, halimiz bu. Eş, dost, işçiler herkes birbirine söylüyor; ‘Gidin, karpuz alın’ diye. Komşu tarlalarda da bu şekilde karpuzunu bırakanlar var. Pazarda, markette 10-15 lira. Buraya gelsinler, bedava alsınlar. Hiç olmazsa ölmüşlerimizin ruhuna bir dua ederler, okurlar. Mal toplanamadı. Güzel bir verim var ama ne yazık ki kaderi kötü.”
Bu trajik durum, sadece Karahan’ı değil, aynı zamanda tüm tarım sektörünü ve ülkemizin gıda bağımsızlığını da tehdit ediyor. Tarladaki karpuzların çürümesi, verimli toprakların ve emeğin boşa gitmesinin acı bir örneğini temsil ediyor. Üreticinin çaresizliği, piyasa koşullarının ve destek mekanizmalarının yetersizliği konusunda ciddi bir uyarı niteliğinde. Karpuzların tarlada çürümesinin önüne geçebilmek için, devletin acil olarak devreye girmesi ve üreticilere destek olması gerekiyor.