Türkiye, Uluslararası Ulaştırma Forumu’nun (ITF) 2027-2028 dönem başkanlığına seçilerek, küresel ulaşım stratejilerinin şekillendirilmesinde daha aktif bir rol üstlenecek. Bu önemli görev, ülkenin ulaştırma vizyonunu ve bölgesel etkisini dünya gündemine taşıyor. Leipzig'deki ITF konferansı, Türkiye'nin bu stratejik adımıyla daha da önem kazandı.

Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, Almanya'nın Leipzig kentinde meydana gelen üzücü olaylarda hayatını kaybedenlere başsağlığı dileklerini ileterek konuşmasına başladı. Bakan Uraloğlu, Türkiye’nin ITF’in kurucu üyeleri arasında 1953 yılında yer almış ve daha önce de başkanlık görevini başarıyla yürütmüş olduğunu vurgulayarak, ülkenin stratejik coğrafi konumunun küresel ulaşım ağlarını bir araya getiren bir merkez olma özelliğini çizdi. Jeopolitik karmaşıklıklar, iklim değişikliği ve dijital dönüşüm gibi küresel trendler, ulaştırma politikalarını yeniden tanımlarken Türkiye, bu değişimlere uyum sağlayarak yeni fırsatları yakalamayı hedefliyor.

Türkiye’nin ulaştırma altyapısına yaptığı yatırımlar, otoyollardan yüksek hızlı demir yollarına, limanlardan lojistik merkezlere kadar uzanan geniş bir yelpazeyi kapsıyor. Orta Koridor ve Kalkınma Yolu projeleri, küresel ticaret akışını hızlandırmada kritik bir rol oynuyor. Bakan Uraloğlu, Türkiye’nin dönem başkanlığı döneminde, dayanıklılık ve sürdürülebilirlik ilkelerini ön planda tutacağını belirterek, ulaştırma sistemlerinin geleceğe yönelik stratejik planlamasına katkıda bulunacağını ifade etti.

ITF, dünya genelinden ulaştırma bakanlarını, sektör liderlerini ve akademisyenleri bir araya getiren, alanındaki en önemli küresel etkinliklerden biri olarak kabul ediliyor. Türkiye’nin bu liderliğe gelmesi, ülkenin ulaştırma alanındaki bilgi birikimini ve deneyimini uluslararası platformlarda sergileme fırsatı sunuyor. Kasım ayında Türkiye’de gerçekleştirilecek COP31 ulaştırma gündemi etkinliklerine davet edilen Gana, Panama ve Peru gibi ülkelerin ITF’ye kabulü, Türkiye’nin uluslararası işbirliğine verdiği önemi gösteriyor. Bu başkanlık dönemi, küresel ulaştırma koridorlarının yeniden şekillenmesi ve Türkiye’nin bu süreçteki rolünün güçlenmesi açısından hayati önem taşıyor.