Türkiye'nin gözünü yeniden Tunceli'ye diken Gülistan Doku davası, yeni bir döneme girdi. Erzurum Cumhuriyet Başsavcılığı'nın yönettiği soruşturma kapsamında, delillerin karartılması ve soruşturma sürecine müdahale olduğu iddialarıyla ilgili 6. operasyon başlatıldı. Bu operasyon, olayın ardındaki karmaşık ve hassas dinamikleri yeniden merkeze alarak, adalet arayışını daha da derinleştirdi.
Operasyon, 5 Ocak 2020'de Tunceli'de kaybolan Munzur Üniversitesi Çocuk Gelişimi Bölümü öğrencisi Gülistan Doku'nun akıbetini aydınlatma çabalarına odaklanıyor. Soruşturmanın geçmişte düzenlenmiş operasyonlarla ilişkisi olduğu, özellikle delillerin nasıl toplandığı ve soruşturma sürecinin nasıl yürütüldüğü konusundaki iddiaların yeniden değerlendirilmesine yol açtı. Bu operasyon, sadece şüpheli kişilerin yakalanmasıyla sınırlı kalmayıp, aynı zamanda soruşturmanın geçmişindeki olası eksikliklerin ve hataların tespit edilmesi hedefleniyor.
Operasyon kapsamında, emekli ve görevdeki emniyet mensuplarını da içine alan 11 şüpheli hakkında 7 ilde eş zamanlı olarak arama ve gözaltı işlemleri gerçekleştiriliyor. Bu durum, soruşturmanın sadece bir tereddüt ve şüphe ortamı yaratmakla kalmadığı, aynı zamanda devletin içindeki güvenlik ve adalet mekanizmalarının nasıl işlediği konusunda da önemli soruları beraberinde getirmektedir. Adalet Bakanı Akın Gürlek'in, Gülistan Doku'nun naaşının bulunmasının en önemli konu olduğunu vurgulaması, bu soruşturmanın aile ve toplum için ne kadar büyük önem taşıdığını gösteriyor.
Gülistan Doku'nun kaybolmasının ardından yıllardır süren soruşturma, her dalga yeni bir umut ve gerilim yaratıyor. Bu 6. dalga operasyonu, soruşturmanın artık sadece bir kayıp sorusu olmaktan çıkıp, daha kapsamlı bir soruşturma haline gelmesi için bir dönüm noktası olabilir. Soruşturmanın sonuçları, Gülistan Doku'nun ailesi için sadece bir kapanış değil, aynı zamanda Türkiye'nin insan hakları ve adalet anlayışı için de önemli bir ders niteliği taşıyacaktır.