Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in dünya çapındaki seyahatlerinde kullandığı özel uçağın sırları gün yüzüne çıkıyor. 'Uçan Kremlin' olarak bilinen bu araç, sıradan bir başkanlık uçağından çok daha fazlası; karmaşık bir güvenlik stratejisinin ve teknolojik bir harikası sunuyor. Uçağın, olası tehditlere karşı Putin’i koruma ve acil durumlarda komuta merkezi olarak görev yapma yetenekleri, uluslararası arenada dikkatleri üzerine çekiyor.

Özellikle, Putin’in Hindistan’a yaptığı ziyaret sırasında yaşanan olaylar, bu uçağın gizemini daha da artırdı. İki özdeş Rus başkanlık uçağının aynı anda havalanması, Kremlin’in güvenlik protokollerinin ne kadar karmaşık ve yanıltıcı olduğunu gözler önüne serdi. Bu manevra, olası saldırı girişimlerini engelleme ve uçağın yerini tespit etmeyi zorlaştırma amacıyla gerçekleştirildi. Moskova’da da benzer güvenlik önlemlerinin uygulandığına dair bilgiler, uçağın stratejik önemini daha da vurguluyor.

Uçağın temelini oluşturan Il-96-300PU modeli, 1980’lerde geliştirilen ve özel olarak devlet başkanlarını taşımak üzere tasarlanan bir prototip. Ancak, bu uçak sadece bir taşıyıcı değil, aynı zamanda büyük kriz ve acil durumlarda havadan komuta merkezi olarak da kullanılabilen çok yönlü bir sistem. Dört adet güçlü PS-90A motoruyla 11 bin kilometreden fazla menzile sahip olan uçak, yakıt ikmali ihtiyacını minimuma indirerek uzun mesafeli görevleri başarıyla yerine getirme imkanı sunuyor. 55,35 metre uzunluğunda ve 60,12 metre kanat açıklığına sahip bu uçak, özel devlet havacılık birimi tarafından işletiliyor.

Uçağın en dikkat çekici özelliği ise kriz anlarında mobil komuta merkezi olarak devreye girmesi. Uçakta bulunan şifreli iletişim sistemleri sayesinde, Rusya’nın askeri, güvenlik ve devlet kurumlarıyla dünyanın farklı noktalarından güvenli iletişim kurulabiliyor. Ayrıca, uydu iletişim bağlantıları, elektronik karşı tedbir sistemleri ve gelişmiş savunma teknolojileri de uçağın güvenlik donanımının ayrılmaz bir parçası. Bu sistemlerin temel amacı, Kremlin ile Rus devletinin kritik kurumları arasındaki iletişimin kesintiye uğramasını engelleyerek, olağanüstü durumlarda da operasyonların sorunsuz bir şekilde devamını sağlamak.