Yeni Delhi’de gerçekleşen 18. BRICS Liderler Zirvesi’nin ardından, ‘Uyum, Yenilik, İşbirliği ve Sürdürülebilirlik’ ilkesi doğrultusunda şekillenen ortak bir deklarasyon yayımlandı. Bu deklarasyon, özellikle Orta Doğu’daki hassas konularda BRICS ülkelerinin duruşunu net bir şekilde ortaya koyarken, insani yardım ve temel hakların korunması konusundaki kararlılığını vurguladı.

Deklarasyonda, Gazze Şeridi’ndeki acımasız koşullara ve Filistinlilerin zorla tahliyesi gibi vahşi uygulamalara karşı güçlü bir duruş sergilenerek, tüm tarafların ateşkesi sürdürme ve insani yardımların engelsiz ulaştırılmasını sağlama sorumluluğu üzerindeki yükümlülükleri hatırlatıldı. Ayrıca, Gazze Şeridi’nin demografik yapısında herhangi bir değişiklik hedeflenen tüm politikaların derhal durdurulması gerektiği vurgulandı. BRICS ülkeleri, Filistin halkının temel hak ve özgürlüklerinin korunmasının uluslararası hukukun vazgeçilmez bir parçası olduğuna ve bu hakların ihlal edilmesine karşı kararlı bir muhalefet sergileyeceklerini açıkça belirtti.

Deklarasyon, sadece Gazze’ye değil, Batı Şeria’daki durum da dahil olmak üzere, işgal altındaki Filistin toprakları üzerindeki hassasiyetleri de içeriyordu. BRICS ülkeleri, herhangi bir gerekçeyle Filistin nüfusunun zorla yerinden edilmesine karşı son derece duyarlılar ve bu tür eylemlerin uluslararası hukuka açık bir meydan okuma olduğunu vurguladılar. Aynı zamanda, Filistin Devleti’nin BM’ye tam üyeliğinin desteklendiği ve bu süreçte uluslararası toplumun rolünün önemsendiği belirtildi.

Deklarasyonun kapsamı, yalnızca Filistin meselesini değil, aynı zamanda Kudüs’ün geleceği ve Lübnan’daki gerilimler gibi diğer bölgesel konularda da stratejik bir duruş sergilemektedir. Şehirdeki kutsal mekanların ve dini yapıların dokunulmazlığına saygı gösterilmesi gerektiği, İsrail’e Lübnan ile varılan mutabakatın şartlarına uyması ve işgalci güçlerini Lübnan topraklarından çekmesi çağrısında bulunulmuştur. Bu deklarasyon, BRICS’in uluslararası arenadaki etkisini ve küresel sorunlara çözüm üretme kapasitesini bir kez daha ortaya koyarken, barış, adalet ve insani değerler ilkelerinin savunulmasına katkı sağlamaktadır.