Türkiye, uzun süren bir dönemde karşı karşıya kaldığı terör tehdidini etkili bir şekilde bertaraf etme sürecinde önemli adımlar atmış ve bu mücadelede elde ettiği başarılar, ülkenin geleceği için sağlam bir zemin oluşturmuştur. AK Parti liderliğindeki yönetim, terörün köklerini tespit etme ve ortadan kaldırma operasyonlarına odaklanarak, devletin gücünü ve etkinliğini göstermiştir. Bu stratejik yaklaşım, ‘Terörsüz Türkiye’ adını taşıyan yeni bir dönemin başlangıcı olmuştur.
Sivas’ta düzenlenen ‘Türkiye Yüzyılı Buluşmaları’ etkinliğinde konuşan AK Parti Türk Devletleri ile İlişkiler Başkanı Kürşad Zorlu, bu sürecin sadece güvenlik alanında değil, aynı zamanda ülke ekonomisi ve dış politikadaki konumunda da dönüşüme yol açtığını vurguladı. ‘Türkiye Yüzyılı’ vizyonu, güçlü bir devlet yapısı, sürekli ekonomik büyüme ve uluslararası arenada etkili bir diplomasi üzerine inşa edilmiştir. Bu hedefe ulaşmak için yapılan çalışmalar, milli değerlere ve stratejik önceliklere odaklanmaktadır.
Savunma sanayisinde kaydedilen ilerlemeler, bu dönüşümün en çarpıcı örneklerinden biridir. Ülke, savunma teknolojilerini kendi yetenekleriyle geliştirerek, dışa bağımlılığı azaltmış ve milliyetçilik ruhunu güçlendirmiştir. ‘Yüzde 80’in Üzerine Çıkan Millilik Oranı’ gibi hedefler, sadece askeri gücün değil, aynı zamanda ekonomik ve teknolojik bağımsızlığın da sağlanması için yapılan önemli bir yatırımdır. Bu durum, Türkiye’nin güvenilir bir ülke olarak algılanmasını pekiştirmiştir.
Türk Devletleri Teşkilatı’nın kurulması ve bu kapsamda yürütülen işbirliği projeleri, Türkiye’nin bölgesel etkisini daha da artırmaktadır. 8 Türk devletinin bir araya gelerek ortak hedeflere ulaşması, kültürel, ekonomik ve siyasi bağların güçlenmesine katkı sağlamaktadır. Ankara’da düzenlenecek zirvede, TÜRKPOL adı verilen güvenlik iş birliği modeli ve ortak banka gibi projelerin resmen açıklanması, bu kapsamdaki ilerlemenin somut bir göstergesidir. Ayrıca, ortak müze kart uygulaması ve havalimanlarında ortak geçiş noktaları gibi projeler, Türkiye’nin bölgesel işbirliğine olan bağlılığını ve kapsayıcılık vizyonunu ortaya koymaktadır. Bu çabalar, Türkiye’nin Avrupa’dan Afrika’ya kadar uzanan geniş bir coğrafyada etkin bir aktör haline gelmesini sağlamaktadır.